ÇERKES ÇERKEZ ETHEM KİMDİR?




ANASAYFA  |   KAYIT OL  |   SOHBET  |   ÇERKES MÜZİKLERİ  |   ÇERKESBUL  |   SÖZLÜK  |   LİNKLER  |   KİRİL KLAVYE  |   BASINDA ÇERKESLER  |   SİTENE EKLE  |   İLETİŞİM

ÇERKES ÇERKEZ ETHEM KİMDİR?

ÇERKES ÇERKEZ ETHEM KİMDİR?

İleti PauKaF » Pts Mar 24, 2008 8:29 am

Bir Arkadaş İçin Bir Kaç Yazı Toplamıştım Yazılar Hemen Hemen Birbirinin Aynısı Ancak Tek Başlıkta Toplanması Faydalı Olur Düşüncesi İle Sizinle Paylaşmak İstedim

Çerkes Ethem

Büyük Çerkes sürgününde Kafkasya'nın Şapsığ yöresinden göçederek Bandırma'ya yerleşen bir Adıge ailesindendir. 1886 yılında Emre Köyü'nde doğdu. Pşevu Ali Bey'in oğludur. Rüşdiyeyi ve Küçük Zabit Mektebi'ni bitirdi. Balkan Savaşları'na katılarak yaralandı.

Birinci Dünya Savaşı'nda Sencer Eşref Bey'in yönetimindeki Teşkilat-ı Mahsusa'da çalıştı. Dr.Hanakhe Reşit Bey'in (Diyarbekir Valisi) ve Aşharuva Rauf (Orbay) Bey'in emrinde Irak ve İran'da görev yaptı. Bu arada yaralanarak Bandırma'ya döndü. Mütareke devresinin başlangıcında İzmir yöresinde bazı siyasi eşkıyalık olaylarına adı karıştı. Yunanlıların İzmir ve çevresini işgali üzerine Anadolu'ya geçen Aşharuva Rauf Bey'in ve Zaraho Bekir Sami Bey'in uyarılarıyla Yunanlılara karşı eyleme geçti. Ağabeyleri Reşit ve Yüzbaşı Tevfik Bey'lerle birlikte Bursa ve Balıkesir yöresindeki Kafkas göçmenleri arasından topladığı gönüllülerle önce Ayvalık, sonra da Akhisar ve Salihli yörelerinde Yunanlılara karşı savaştı. Örgütçü yeteneğiyle diğer bazı Kuvay-ı Milliye çetelerini de tasfiye edip kendi güçlerine katarak Yunanlılara karşı sağlam bir cephe oluşturdu. Yunan ilerlemesinin "Milen Hattı" üzerinde durdurulmasında en büyük rolü aldı. Emrindeki atlı güçlere 14. Kolordu Komutanı Met İzzet Yusuf Paşa tarafından "Kuvay-ı Seyyare" adı verilmişti. 1920 yılı boyunca birlikleri, zaman zaman Yunan cephesine çekilerek Marmara yöresi ve İç Anadolu'daki karşı ihtilal hareketlerinin bastırılmasında vurucu güç olarak kullanıldı. Bu suretle TBMM'nin toplanarak ülkenin kaderini eline almasında önemli bir rol oynadı.

Düzce, Adapazarı, Çorum, Yozgat gibi ayaklanma bölgelerinden toplayarak güçlerine kattığı yeni gönüllülerle daha da güçlenerek TBMM hükümetinin dayanağı en güçlü Kuvay-ı Milliye Komutanı haline geldi. Kendisine resmen "Milli Kahraman" ünvanı verilerek TBMM'nde ayakta karşılandı. Fakat birliklerinin kendine özgü yapısı ve genellikle Kafkas göçmenlerinden oluşması kuşkular yarattığı gibi, ayaklanma bölgelerinde verdiği yersiz idam kararları ve köyleri yaktırması hemşehrileri arasında da kendisine karşı antipati uyandırmaya başlamıştı. İç Anadolu'da Çapanoğulları'nın yönlendirdiği karşı ihtilal hareketini bastırmak için Yozgat yöresinde bulunduğu sırada, Yunanlıların iki koldan saldırıya geçerek Bursa, Balıkesir ve Uşak yörelerini işgal etmeleri üzerine tekrar bu cepheye çağrıldı. Düşman saldırısının durdurulmasında büyük başarısı görüldü ve Demirci yöresindeki savaşlarda üstün Yunan güçlerine karşı büyük bir başarı kazandı. Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Paşa'nın Moskova Büyükelçiliği'ne atanarak yerine İsmet Bey'in getirilmesinden sonra Ethem Bey ve kardeşleri ile Mustafa Kemal Paşa ve hükümet arasındaki anlaşmazlıklar belirginleşmeye başladı. Bir yandan Nizami Ordu'nun güçlendirilmesi için bir engel olarak görülen Kuvayı Seyyare öte yandan da Anadolu ihtilaline el koymaya çalışan sol akımlar ve Enver Paşa taraftarları için hazır bir potansiyel olarak değerlendiriliyordu.

Ethem Bey'in Yozgat ayaklanmasının bastırılması sırasında hükümet üzerinde giriştiği bazı güç gösterilerinden de kuşkulanan Mustafa Kemal Paşa, sol eğimli Yeşilordu Cemiyeti gibi Kuvayı Seyyare'yi de dağıtmaya karar vermişti. Durumu değerlendiremeyen Ethem Bey ve kardeşleri çeşitli olaylar karşısında yaptıkları hissi çıkışlarla siyasi hasımlarının eline yeni kozlar verdiler. Met Yusuf İzzet Paşa, Hakkı Behiç Bey gibi aydın ve niyetli hemşehrileri tarafından kendilerine yapılan bazı uyarıları da değerlendiremediler. Böylece 1920 yılı sonunda, Mustafa Kemal Paşa, bir yandan Pşevu kardeşleri gelen giden kurullarla oyalarken bir yandan da meclise haber vermeksizin Batı Cephesi birliklerini Kuvayı Seyyare üzerine sevketti. Diğer düzensiz Kuvayı Milliye güçlerinden de bir yardım sağlamayan ve Yunana orduları ile Türk Nizamı orduları arasında sıkışan Ethem Bey, Yunanlılarla bir mütareke yaparak küçük çarpışmalarla geri çekilmeye başladı. Bu arada infiale kapılarak TBMM'ne çektiği hakaretamiz telgraf, TBMM'nde bütünüyle aleyhine dönmesine neden oldu. Lozan Anlaşması'ndan sonra da 150'lik listeye dahil edildi. Bunun üzerine önce Mısır'a sonra da Ürdün'e giden Ethem Bey buradaki Kafkas göçmenleri arasında sessizce yaşadı. Kardeşlerinin aksine, 150'liklerin affından sonra da Türkiye'ye dönmedi. 1948 yılında Amman'da öldü ve bir Çerkes mezarlığına gömüldü.


çerkez ethem bey biyografi kimdir biyografisi hayatı yaşamı çerkez sözleri çerkes sözü adige söz adiga abhaz abaza çeçen oset karaçay dağıstan kabardey besleney sağsığ hatkoy site sitesi söz sözü sözleri
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
morpic.com - çerkes - kafkasya - tubidy - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski
PauKaF
PauKaF
Site Admin
Site Admin
 
İleti: 20618
Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
Konum: MUDAREY-Гъубжь

Re: ÇERKES ÇERKEZ ETHEM KİMDİR?

İleti PauKaF » Pts Mar 24, 2008 8:29 am

ÜRDÜNLÜ YAŞLILARIN AĞZINDAN SÜRGÜNDE ÖLMEYİ KADER EDİNEN ÇERKES ETHEM
Muhittin Ünal

Kurtuluş Savaşı’nın öncülerinden ve kahramanlarından iken daha çok kendisinin dışında gelişen olaylar ve kararlar sonucunda araştırmacı-yazar sayın Orhan Asena’nın tabiri ile o günün koşulları gereği zorunlu olarak ülkeyi terk eden Çerkes Ethem Bey’in Ürdün’deki yaşamı yeterince bilinmemektedir. Ayrıca 1923-1938 dönemi içerisinde değişik zamanlarda değişik basın organlarındaki sür manşetlerle Ethem Bey ve adamlarının Atatürk’e suikast maksadıyla Türkiye’ye geldikleri gibi haberler yer almıştır. Bunlardan en önemlisi Ali Saip Ursavaş ve arkadaşları hakkında 1935 yılında açılan dava olup, iddiaların asılsızlığı anlaşıldığından beraat kararı verilmiş ve zanlılar serbest bırakılmıştır.
Ayrıca, ölüm şekli ve mezarı konusunda da çelişkili beyanlar mevcuttur.
1998 yılında Amman’a gitmek nasip olduğunda imkanlar oranında Ethem Bey’in Ürdün’deki yaşamını yakınen bilen yaşlılarla görüştüm ve beyanlarını tutanaklara bağladım. Bir çok yaşlı ile görüştükten sonra mezarının yerini de buldum. Ürdün yasaları gereği 38 yıldır ölü defnedilmeyen ELMUSDAR mezarlığında Habjoka ailesinin aile kabristanı içerisinde gömülü bulunan Ethem Bey’in mezarının ve diğer tüm mezarların perişan halinin nedenini sorduğumda anlamakta zorlanabileceğimiz bir cevap aldım. İki yıl sonra, yani son ölünün defin tarihinden 40 yıl sonra, mezarlık tümüyle kaldırılacak ve otopark, ticaret merkezi ve yeşil alan olarak yeniden düzenlenecektir. Bu düzenleme yapılmadan önce dileyen aileler aile mezarlarını yeni mezarlıklara nakledebilecektir. Sahibi çıkmayanları da devlet toplu olarak nakledecektir. Bu nedenle Reşit Bey’in oğlu Aslan Bey’in çocuklarını bulup kendilerine durumu anlattım. Gerek Aslan Bey’in çocukları gerekse Çerkes Dernekleri zamanı gelince mezara sahip çıkacaklarını ve gereğini yapacaklarını va­det­tiler.
Ammanlı ve Çerkes kökenli olup Ethem Bey ile uzun süre beraber olmuş ve onu yakından tanıyan 5 yaşlının ifadelerini hiç değiştirmeden, olduğu gibi yayımlıyorum. İfadelerdeki bazı çelişkilere rağmen bilmediğimiz veya bugüne kadar yanlış bildiğimiz bazı şeyleri ifade metinlerinden anlamak kabil olacaktır. Ethem Bey konusunda yazan araştırmacıların da alabilecekleri bazı mesajların olduğunu sanıyorum. Ankara, 28.5.1999
GÖRÜŞME TUTANAĞI 1
Amman Wadi Sir Derneği Başkanı ve 79 yaşındaki Mececiko Şapsığ İdris’in, Ethem Bey konusundaki sorularımıza cevaplarını içeren görüşme tutanağıdır:
“Ethem Bey önceleri yeğenleri Hakkı ve Arslan beyler ile kalıyordu. Arslan tütün fabrikasında çalışıyordu. Sonradan Arslan Bey ĞOR tarafına gidip tarımla uğraşmaya başladı. Hakkı da yasaklı olmadığı için Türkiye’ye döndü. Ethem de Wadi Sir Derneği’nin yaptırmış olduğu kerpiç sıra evlerden birinde kalmaya başladı. Herhangi bir iş yapmadı. Arkadaşlarının ve komşularının verdikleriyle yaşadı. Üç gün aç kaldıysa bile kimseden birşey istemedi. Konuşmayı sevmezdi. Uzunboylu, çakır gözlü, sürekli huzursuz ve öldürülme kuşkusu içindeydi. Arslan Bey buradan ayrıldıktan sonra kışları onun yanına gider orada kalır, yazın dönerdi. Nefes darlığı rahatsızlığı nedeniyle yazları bir süre Suwilah’da da kaldı. Reşit Bey geldiği günden itibaren sürekli olarak Hurma İlyas ve Zekeriya’nın tahsis ettiği evde kaldı. Hoşsohbet ve topluma giren birisiydi. İsrail kurulmadan önce Arap-İsrail savaşı sırasında nehrin bu tarafında birlikte savaşı izliyorduk. Ethem Bey, bu savaş Filistinlilerin geri dönüşü için değil İsrail’in kurulması için yapılıyor, savaşı Arap alemi kaybedecek demişti ve öyle de oldu. Ethem’e burada askeri bir görev teklif edildiğini hiç anlatmadı. Sadece Mustafa Kemal’in para ve pasaport gönderdiğini, Ethem’in de “ianeye ihtiyacım yok, yargılanıp aklanmayacaksam dönmenin bir anlamı yok” diyerek reddettiğini biliyorum.
Ethem’in Mustafa Kemal ile ilgili kötü söz sarfettiğini duyan olmamıştır. Ama İsmet Bey için ve Reşit Bey için söylerdi. Anzavur ile olan savaşlarında da hatanın Anzavur’da olduğunu, hatırlı kişileri gönderip ikaz ettirdiğini ama dinlemediğini o günün koşulları gereği üzerine gittiğini, birçok konuda kendisini yanıltanın ve harcayanın kardeşi Reşit Bey olduğunu, Mustafa Kemal’in Reşit’i de kendisini de kullandığını, isyanları bastırdıktan sonra kendisine ihtiyaç kalmamış olmalı ki, İsmet Bey marifetiyle inadına inadına üzerine gelindiğini ancak insanları kırdırmamak ve bazı karşı önerilerine rağmen başka türlü hareket olanağı bırakılmadığı için adamlarını serbest bırakarak ve geçiş protokolu imzalamak suretiyle Yunanlılar’a teslim olduğunu ama onların da sözünde durmadığını, İstiklal Mücadelesi’nin ilklerinden olmak ve iyi niyetle hizmet etmekten başka bir hatasının olmadığını geniş katılımlı bir toplantıda bir bir anlatmıştı. Eğer Ethem Bey önce ölmeseydi, Reşit Bey de dönemeyecekti. Zira onun akıbetini hazırlayanın kendisi olduğunu biliyordu. Aytek ve Hakkı gelip zorla ikna ederek geri götürdüler. Bir toplantıda Sultan Abdülhamit halledilince Yahudi kökenli 4 mebusun nasıl naralar atarak kucaklaştıklarını, Osmanlı’nın hatalarını kollayarak Yahudilerin yıllarca sessiz sedasız nasıl hazırlık yaptıklarını planlarını gizli gizli nasıl uyguladıkların anlatmıştı. Zaman Reşit’i haklı çıkardı.” dedi. İfadesi okunduktan ve açıklandıktan sonra imza altına alındı. Amman, 2.3.1998.
Görüşme yapanlar: Muhittin Ünal, Muhammed Ğassan Abaza,
Bildiklerini anlatan: Mececiko Şapsığ İdris.
GÖRÜŞME TUTANAĞI 2
Ürdün’ün başkenti Amman’ın bir semti olan Wadi Sir Kafkas derneği salonunda tanıklar huzurunda konuştuğumuz 79 yaşındaki Şoproka Hüsni’nin Ethem Bey ile ilgili sorularımıza vermiş olduğu cevap tutanağıdır:
“Wadi Sir’da eskiden bir derneğimiz vardı. Bu derneğin bitişiğinde tek odalı kerpiç evler vardı. Onlardan birisini de Ethem Bey’e vermişler ve orada tek başına kalıyordu. Uzun boylu cam renginde gözleri olan, tam anlamıyla Çerkes tipli birisiydi. Evine de rahatlıkla girip çıkıyorduk. Ama yaşımız gereği önem vererek olanları enine boyuma tartışmazdık. Kendisi de geride kalmış hadiselerden bahsetmeyi sevmezdi. Türkiye’den zaman zaman gelen Çerkesler, bu adam Çerkesler’e kötülük yaptı, neden O’nu koruyorsunuz demişlerdi, ama aldırmadık. Özellikle Duğuj Yusuf ve Ketej Hako Selim O’nu sahiplenmişlerdi. Onlar ve komşuların yardımıyla yaşardı. Kendisi de bekar işi bir şeyleri yapabiliyordu. Bir gün bir dükkanda akrabam İsa da varken Arap-İsrail savaşı konu oldu. Bazı Araplar’ın Yahudiler’e yardım edişini anlayamadığını söyleyince, İsa da “Sen de Yunan’a yardım etmedin mi?” deyiverdi. Ethem önce şaşırdı, sonra böyle bir şeyin kesinlikle varid olmadığını kesin bir dille söyledi. Bu arada Arap-İsrail savaşının sonucunu da önceden söyledi. Kendisi Türkiye’den gelecek birileri tarafından öldürüleceği endişesi içindeydi. Gece gezerken eli hep tabancasının kabzası üzerinde ve tetikteydi.
Türk ve Ürdün hükümetleri arasında Ethem Bey’in Ürdün dışına çıkarılmaması için anlaşma vardı. Sadece bir kez Türkiye’ye gitmeyi denedi ve Suriye’de yakalanıp geri getirildi, iki ay hapis yattı. Hapishane yöneticisi bir Arap, Ethem’e şöyle yaptım, böyle yaptım diye övününce gençler olarak onun ağzının payını verdik. Türkiye’ye gidip Mustafa Kemal’i öldürmek gibi bir kastının ve düşüncesinin olduğunu duyan olmamıştır. En yakın dostlarından olanlar dahi böyle bir şeyi duymuş ve kuşkulanmış değildirler. O’nun böyle bir düşüncesinin olduğuna bugün de inanmıyorum. Büyük kardeşi Reşit Bey ise hep “Hurmalar”da kaldı. O’nu fazla tanımadım. Yalnız Ethem Bey, şu anda İngiltere’de yaşamakta olan Muhammed Hayır adındaki bir hemşehrimize bir şeyler yazıp vermiş. Zamanı gelince bunlar çok işe yarayacak diye de tembihatta bulunmuş. Abu Mervan bu konuyu daha iyi bilebilir. Benim bu konuda bildiklerim bunlardan ibarettir” dedi. İfadesini okuyup huzurumuzda imza etti. Amman Wadi Sir derneği, 28.2 1998.
Görüşmeyi yapanlar: Muhittin Ünal, Muhammed Ğassan Abaza
Anlatan: Şoproka Hüsni
GÖRÜŞME TUTANAĞI 3
Amman Wadi Sir Kafkas Kültür Derneği’nde görüştüğümüz 75 yaşındaki Şhalduğ Nurettin’in Ethem Bey konusunda kendisine yönelttiğimiz sorulara vermiş olduğu cevapları içeren görüşme tutanağıdır.
“Ben o tarihlerde dükkanda çalışıyordum. Ethem Bey de gelir giderdi. Uzun boylu, yakışıklı, cam gibi gözleri olan bir l kişiydi. Fazla konuşmazdı, ağzı sıkı birisiydi. Hayatından mı endişesi vardı bilmiyorum ama şüpheci bir tavır içindeydi. Çerkes terbiyesi almış birisiydi. Suriye’ye bir kez gitmişti. Onda da yakalanıp iade edildi ve hapis yattı. Bildiğim kadarıyla Türk ve Ürdün hükümetleri arasında Ethem Bey’in Ürdün dışına çıkarılmaması konusunda bir mutabakat veya anlaşma vardı. Türkiye’ye yönelik bir olumsuz organizasyon içine girdiğini hiç sanmıyorum. Öldüğünde Amman veya Suwilah’a gömüldüğünü sanıyorum. Benim bildiklerim bunlardan ibarettir.” dedi. İfade metni kendisine okunduktan sonra müştereken imza altına alındı. Amman, 28.3.1998
Görüşmeyi yapanlar: Muhittin Ünal, Muhammed Ğassan Abaza
Anlatan: Şhalduğ Nuredin
GÖRÜŞME TUTANAĞI 4
Ürdün’ün başkenti Amman’ın bir semti olan Wadi Sir Kafkas Kültür Derneği salonunda tanıklar huzurunda görüştüğümüz 82 yaşındaki Abdürrezzak oğlu Ahmed Hakuj’un Çerkes Ethem Bey konulu sorularımıza vermiş olduğu cevaplar tutanağıdır:
“Ethem Bey’i ilk kez yakinen görüp dinlediğimde yaklaşık yirmi yaşlarındaydım. Hurmalar’ın evinde Reşit Bey kalıyordu. Çok sayıda insanın bir arada olduğu bir toplantıda başlarına gelen olayların oluş şekli konu ediliyordu. Daha çok Reşit Bey konuşuyordu. Ethem Bey hep dinledi ve sonunda “Güç ve kuvvet bendeydi. Tüm isyanları bastırdım. Siyasi amacım hiçbir zaman olmadı. Ama olsaydı da başarabilirdim. Mustafa Kemal, kardeşimi hep kandırıp kullandı, O da beni kandırdı. Mustafa Kemal için bunu normal sayarım. Benim akıbetimi kardeşim Reşit Bey hazırladı” dedi. Türkiye’ye gidip şöyle yapacağım, böyle yapacağım gibi bir konuşmasını duyan olmamıştır. Zaten hep öldürüleceği korkusu ve kuşkusu içinde yaşadı. Hac’dan gelen babamın getirdiği hurmayı ikram ettiğimizde alıp yemedi. 3-4 gün aç gezse bile ağzını açıp bir şey isteyecek bir adam değildi. Öleceği gün hastahanede karşılaştık. Ne yaptığını sorduğumda; “Önemli bir şey yok. Boğazımdaki rahatsızlığım için ameliyat edilme ihtimalim vardır, onun için buradayım” karşılığını vermişti. Görüşmemizden sonra aynı gün ameliyat oldu. Fakat ameliyat masasında can verdi. Suwilah’a mı yoksa buraya mı gömüldü, iyice bilemiyorum. Çok enteresan bir insandı. İri yarı, çakır gözlü ve yakışıklı bir adamdı. İkinci Dünya Harbi’ni yakından izliyordu. Gelişmeleri radyodan dinleyip haritalara iğneler batırarak izlerdi. Savaşı merak edenler gidip O’ndan bilgi alıyorlardı. Benim konuyla ilgili olarak bildiklerim ve söyleyebileceklerim bunlardan ibarettir.” dedi. İfadesini okuduktan sonra huzurumuzda imzaladı. Amman, Wadi Sir derneği, 28.2 1998
Görüşmeyi yapanlar: Muhittin Ünal, Muhammed Ğassan Abaza
Anlatan: Ahmed Hakuj
GÖRÜŞME TUTANAĞI 5
Ürdün’ün başkenti Amman’ın merkez köylerinden olan Suwilah’ta oturmakta bulunan takriben 70 yaşlarındaki Hacı Kasım Sadettin ile Çerkes Ethem konusunda kendi evinde yapmış olduğumuz görüşmede sorularımıza verdiği cevaplar tutanağıdır:
“Ethem Bey Suwilah’tan önce nerede kalıyordu onu bilemem. Ben okul çağındayken O buraya gelmişti. Bolat Aziz Bey’in eski tip evlerinden ve direkt bahçeye açılan tek odalı bir yerde kalıyordu. Akrabamız olan bu aileye sık sık gittiğim için biliyorum. Şimdi o evler kalmadı. Tamamı yıkıldı ve dernek binası yapıldı. Ethem Bey ile görüşmemiz merhabayı pek geçmedi. Zaten astımlı olduğu için buraya geliyordu. Çalışacak hali de yoktu. İri yarı, zayıf bir adamdı. Entare tarzında ve diz altına kadar inen uzunca bir Arap kıyafetiyle dolaşırdı. Yün çoraplarını da üste giyerdi. Sabah ve akşamları yürüyerek vadiye iner, dolaşır gelirdi. Silah taşıdığını görmedim ama elinde uzunca bir sopa bulunurdu. Kışları Amman’a veya yeğenlerinin olduğu Şuna Menşiye’ye giderdi. Burada kalırken Bolat Aziz ve annesi yardım ediyorlardı. Başka yardım eden komşular da vardı. Ethem’in, zamanında şaşaalı bir yaşam sürdüğü konuşulurdu. Kardeşi Reşit Bey bu köye hiç gelmedi. Hurmalar’ın evinde kaldı. O’nu birkaç kez Amman caddelerinde gördüm. Konuşkan ve heybetli bir yapısı vardı. Ethem Bey’in bende bir resmi vardır. Memlüklüler konusunda araştırma yapan bir avukat Mısır’dan gelmişti. Onlarla birlikte piknikte çekilen bu resmi verebilirim. Bu resimde Ethem Bey hayli kiloludur. Oysa burada kalırken bayağı zayıflamıştı. Ethem Bey burada köyümüzde ölmedi. Bu köy mezarlığına da gömülmedi. Muhtemelen Amman’da öldü ve orada gömüldü. Benim bu hususta bildiklerim bunlardan ibarettir.” dedi. İfadesi okunduktan sonra müştereken imza altına alındı. Amman, 2.3. 1998
Görüşmeyi yapanlar: Muhittin Ünal, Muhammed Ğassan Abaza
Anlatan: Hacı Kasım Sadettin



dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
morpic.com - çerkes - kafkasya - tubidy - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski
PauKaF
PauKaF
Site Admin
Site Admin
 
İleti: 20618
Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
Konum: MUDAREY-Гъубжь

Re: ÇERKES ÇERKEZ ETHEM KİMDİR?

İleti PauKaF » Pts Mar 24, 2008 8:29 am

Çerkes Ethem
Kafkasya’nın Şapsığ Yöresi’nden göçederek Bandırma’ya yerleşen bir Adıge Ailesi’ndendir. 1886 yılında Emre Köyü’nde doğdu. Pşevu Ali Bey’in oğludur. Rüşdiyeyi ve Küçük Zabit Mektebi’ni bitirdi. Balkan Savaşları’na katılarak yaralandı. Birinci Dünya Savaşı’nda Sencer Eşref Bey’in yönetimindeki Teşkilat-ı Mahsusa’da çalıştı. Dr. Hanakhe Reşit Bey’in (Diyarbekir Valisi) ve Aşharuva Rauf (Orbay) Bey’in emrinde Irak ve İran’da görev yaptı. Bu arada yaralanarak Bandırma’ya döndü.
Mütareke döneminin başlangıcında İzmir’de bazı siyasi eşkıyalık olaylarına adı karıştı. Yunanlıların İzmir ve çevresini işgali üzerine Anadolu’ya geçen Aşharuva Rauf Bey’in ve Zaraho Bekir Sami Bey’in uyarılarıyla Yunanlılara karşı eyleme geçti. Ağabeyleri Reşit ve Yüzbaşı Tevfik Bey’lerle birlikte Bursa ve Balıkesir’deki Kafkas Göçmenleri arasından topladığı gönüllülerle önce Ayvalık, sonra da Akhisar ve Salihli’de Yunanlılara karşı savaştı.
Örgütçü yeteneğiyle diğer bazı Kuvay-ı Milliye çetelerini de tasfiye edip kendi güçlerine katarak Yunanlılara karşı sağlam bir cephe oluşturdu. Yunan ilerlemesinin “Milen Hattı” üzerinde durdurulmasında en büyük rolü aldı. Emrindeki atlı güçlere 14. Kolordu Komutanı Met İzzet Yusuf Paşa tarafından “Kuvay-ı Seyyare” adı verilmişti.
1920 yılı boyunca birlikleri, zaman zaman Yunan Cephesi’ne çekilerek Marmara ve İç Anadolu’daki karşı ihtilal hareketlerinin bastırılmasında vurucu güç olarak kullanıldı. Bu suretle TBMM’nin toplanarak ülkenin kaderini eline almasında önemli bir rol oynadı.
Düzce, Adapazarı, Çorum, Yozgat gibi ayaklanma bölgelerinden toplayarak güçlerine kattığı yeni gönüllülerle daha da güçlenerek TBMM Hükümeti’nin dayanağı, en güçlü Kuvay-ı Milliye Komutanı haline geldi. Kendisine resmen “Milli Kahraman” ünvanı verilerek TBMM’nde ayakta karşılandı. Fakat birliklerinin kendine özgü yapısı ve genellikle Kafkas Göçmenlerinden oluşması kuşkular yarattığı gibi, ayaklanma bölgelerinde verdiği yersiz idam kararları ve köyleri yaktırması hemşehrileri arasında da kendisine karşı antipati uyandırmaya başlamıştı.
İç Anadolu’da, Çapanoğulları’nın yönlendirdiği karşı ihtilal hareketini bastırmak için Yozgat’ta bulunduğu sırada, Yunanlıların iki koldan saldırıya geçerek Bursa, Balıkesir ve Uşak’ı işgal etmeleri üzerine tekrar bu cepheye çağrıldı. Düşman saldırısının durdurulmasında büyük başarısı görüldü ve Demirci’deki savaşlarda, üstün Yunan güçlerine karşı büyük bir başarı kazandı.
Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Paşa’nın Moskova Büyükelçiliği’ne atanarak yerine İsmet Bey’in getirilmesinden sonra Ethem Bey ve kardeşleri ile Mustafa Kemal Paşa ve Hükümet arasındaki anlaşmazlıklar belirginleşmeye başladı. Bir yandan Nizami Ordu’nun güçlendirilmesi için bir engel olarak görülen Kuvay-i Seyyare öte yandan da Anadolu ihtilaline el koymaya çalışan sol akımlar ve Enver Paşa taraftarları için hazır bir potansiyel olarak değerlendiriliyordu.
Ethem Bey’in Yozgat Ayaklanması’nın bastırılması sırasında, Hükümet üzerinde giriştiği bazı güç gösterilerinden de kuşkulanan Mustafa Kemal Paşa, sol eğimli Yeşilordu Cemiyeti gibi Kuvay-i Seyyare’yi de dağıtmaya karar vermişti. Durumu değerlendiremeyen Ethem Bey ve kardeşleri çeşitli olaylar karşısında yaptıkları hissi çıkışlarla siyasi hasımlarının eline yeni kozlar verdiler.
Met Yusuf İzzet Paşa, Hakkı Behiç Bey gibi hemşehrileri tarafından kendilerine yapılan bazı uyarıları da değerlendiremediler. Ethem’in TBMM’ye çektiği hakaret dolu bir telgraf, TBMM’nin bütünüyle aleyhine dönmesine neden oldu. Lozan Anlaşması’ndan sonra da 150′lik listeye dahil edildi. Bunun üzerine önce Mısır’a sonra da Ürdün’e giden Ethem Bey buradaki Kafkas Göçmenleri arasında sessizce yaşadı. Kardeşlerinin aksine, 150′liklerin affından sonra da Türkiye’ye dönmedi. 1948 yılında Amman’da öldü ve bir Çerkez mezarlığına gömüldü. Anılarım adlı bir kitabı vardır.
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
morpic.com - çerkes - kafkasya - tubidy - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski
PauKaF
PauKaF
Site Admin
Site Admin
 
İleti: 20618
Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
Konum: MUDAREY-Гъубжь

Re: ÇERKES ÇERKEZ ETHEM KİMDİR?

İleti PauKaF » Pts Mar 24, 2008 8:30 am

Mustafa Kemal ve muhalifleri (2)

Çerkes Ethem hakkında 'milli kahraman'dan 'vatan haini'ne varan birbirine zıt çok sayıda değerlendirme yapılır. Kendisi, 'Belki çok hatalarım oldu, fakat asla vatan haini olmadım' demişti...

Tarihimizin her açıdan karanlıkta kalmış bir döneminin belki de en karanlık figürlerinden biridir 'Çerkes' Ethem Bey. Mustafa Kemal'e, Yunus Nadi'ye ve Nâzım Hikmet'e göre 'vatan haini'dir. Cemal Kutay'a göre 'büyük Turancı', 'milli kahraman'; Doğan Avcıoğlu'na göre 'başıbozuk', 'çeteci'; Bolşeviklere göre "Kemalistlerin solun içine yerleştirdiği provokatör"; İngilizlere göre 'Alman ajanı', Almanlara göre 'Antant ajanı'dır. Kendisi ise "Belki çok hatalarım oldu; fakat asla vatan haini olmadım" demişti. Üstelik bu tanımlardan hangisinin doğru olduğuna bugün de karar verilemedi. Peki, Milli Mücadele'ye katıldığı 1919 yılından Yunanlılara sığındığı 1921 yılına kadarki dönemde ne olmuştu ki, Ethem Bey böylesine tartışmalı bir figür haline geldi?
Kafkasya'dan göç eden Çerkes boylarından Adigelerin, Şapsığ Oymağı'nın Dipşov Ailesi'nden gelen Ethem Bey, 1886'da bugün Balıkesir'e bağlı olan Emreköy'de doğdu. Ziraat ve değirmencilikle geçinen ailenin beş oğlunun en küçüğüydü. İki ağabeyi Rum çetecilerle savaşırken ölmüş, Reşit ve Tevfik beylerse Askeri Okul'dan mezun olmuştu. 19 yaşında evden kaçıp İstanbul'a gelen Ethem, Bakırköy Süvari Küçük Zabit Mektebi'nden mezun olduktan sonra Bulgar cephesinde savaştı. 1. Dünya Savaşı sırasında, daha önce babasının da üye olduğu İTF'ye ve Teşkilat-ı Mahsusa'ya katıldı. Kardeşi Reşit'le kendisini Milli Mücadele'ye davet eden kişinin yine Çerkes asıllı Rauf (Orbay) Bey'e bağlı görev yapan Bekir Sami Bey olduğu sanılır.



'Düzenli' güç yokluğu


Ankara'ya karşı isyanların bastırılmasında önemli rol oynayan Çerkes Ethem (Atatürk'ün solunda) hizmetleri için Mustafa Kemal'den bir tebrik telgrafı da almıştı.



Ethem Bey, hapishanelerden salıverdiği suçluların ağırlığını oluşturduğu 3-4 bin kişilik birliğiyle Salihli Cephesi'ni kurduğunda, ortada Ege'yi işgal eden Yunan kuvvetleriyle savaşacak düzenli ordu diye bir şey yoktu. Dahası yıllardır süren savaşların verdiği büyük bıkkınlık yüzünden sayıları 300 bine ulaşan asker kaçakları ciddi bir sorun haline gelmişti. Nitekim Meclis tarafından, 'Kuvva-i Seyyare ve Kuvva-yı Tedibiye Umum Kumandanı' ilan edilen Ethem Bey'in birlikleri Bolu, Adapazarı, Düzce ve Anzavur Ahmet ayaklanmalarını bastırdıktan sonra Mustafa Kemal, 2 Mayıs 1920'de Ali Fuad Paşa aracılığı ile çektiği telgrafta, "Başarıları ve hizmetleri kurtuluş tarihimizde en parlak satırları işgal edecektir" diyerek ondan övgüyle bahsetti, Meclis'teki bazı mebuslar kendisine 'Ümid-i Halas' (Kurtuluş Ümidi), 'Münci-i Millet' (Milletin Kurtarıcısı), 'Kahraman-ı Millet' diye övgüler düzdü.


Ankara hesabına yazılacak tek bir başarının olmadığı o karanlık günlerde, Ethem Bey Yozgat'ta patlak veren Çapanoğlu İsyanı'nı bastırması için davet yapıldığında Meclis'e hitap ederek, "...Orta Anadolu'da ve bir köşede hiçbir ecnebi ve İstanbul Hükümeti ile irtibatı kalmayan Yozgat İsyanı'nı söndürmekten acizsiniz. Anladığım şudur ki, bidayetten beri hâlâ vaziyeti kavrayamadınız ve yahut da şahsi ve daha ehemmiyetsiz şeylerle meşgul oluyorsunuz. Ve belki de (.) tamimler, tebliğler, konferanslarla her şey olup bitiverecek sandınız ve aldandınız, af buyurunuz. Bu serzenişten muradım, bu gafletler tekerrür etmesin temenniyatına mebnidir. Ben bu kalan isyan meselesini emriniz üzerine uhdeme alıyorum. Ve sizleri bu gaileden kurdaracağımı ümit ediyorum" diye böbürlenmekten kendini alamadı.



Mustafa Kemal'in kutlaması

Meclis'in 'Ethemci' olduğunu bilen Mustafa Kemal bu sözleri sineye çekmiş, hatta Ethem Bey isyanı bastırıp Ankara'yı büyük bir beladan kurtardıktan sonra, kendisine, "Bütün kalbimle zatıalilerinizi ve kahraman savaş arkadaşlarınızı kutlarım" şeklinde bir telgraf yollamıştı, ama artık Milli Mücadele'nin liderliğini Ethem Bey'e kaptırdığının farkındaydı. Bu yüzden, Ethem Bey, isyanda kusurlu gördüğü Ankara Valisi Yahya Bey ve Refet (Bele) Bey'in, cezalandırılmak üzere Yozgat'a gönderilmesini istediğinde, bu talebe 'hayır' dedi. Bu tavra sinirlenip, "Ankara'ya dönüşümde Büyük Millet Meclisi Başkanı'nı Meclis önünde asacağım" dediği rivayet olunan Ethem Bey'in, Yozgat dönüşü, Sovyet Rusya'nın gözüne girmek için Mustafa Kemal tarafından eski İttihatçılara kurdurulan 'İslamcı-bolşevik' Yeşil Ordu Cemiyeti ile temasa geçmesi ise alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Mustafa Kemal ilk iş olarak Yeşil Ordu Cemiyeti'nin kapatılmasını emretti.



Nasihat heyeti

Sıra askeri başarıların sorgulanmasına gelmişti. 24 Ekim 1920'de, Batı Cephesi Komutanı Ali Fuad (Cebesoy) Paşa'nın emrindeki iki piyade tümeni ve Ethem Bey'in Kuva-yı Seyyâresi, Ankara'nın itirazlarına rağmen, Gediz'de konuşlanmış olan Yunan tümenine bir baskın yaptı. Baskın, Ethem Bey'e göre 'başarılı', Ankara'ya göre 'başarısız' idi. Daha sonradan, o sırada Ertuğrul Grubu Kumandanı olan Kazım (Özalp) Bey, her iki tarafın da aynı zamanda geri çekildiğini, yani ortada ne yenilgi ne de yengi olduğunu söyledi. Ne var ki Ankara'nın yorumu belirleyici olduğundan Ali Fuad Paşa, Moskova'ya elçi olarak gönderildi, yerine Ethem Bey'in hiç sevmediği Albay İsmet Bey getirildi. Sonunun yaklaştığını hisseden Ethem Bey, önce İsmet Paşa'nın karargahına silahlı baskın düzenledi. Ardından, Mustafa Kemal'in İstanbul'dan gelen Yusuf İzzet Paşa'yla buluşma bahanesiyle kendisini Bilecik'te öldürtmeye teşebbüs ettiğini ileri sürerek Kütahya'ya geçti.
Bundan sonrası çok açık değildir. Ethem Bey, 9 Aralık 1920'de, Mustafa Kemal'e, "Paşam, hayatınız ve mevkiiniz bendenizce son dereceye kadar mukaddesattan sayılır.(.) İnsan hatasız olmak, ikaz etsinler. Ben, memleketin selameti için amir kabul ettiğimin değil, en aciz mensupların bile mütalaasına müracaat ediyorum" demiş, fakat kendisiyle görüşmek üzere Meclis tarafından gönderilen Nasihat Heyeti'nin iyimser raporlarına rağmen, Mustafa Kemal, 27 Aralık 1920'de, meselenin 'kuvvet yoluyla hallolması' için Batı ve Güney Cephesi komutanlarına birer telgraf çekmiştir.


Meclis zabıtlarına bakılırsa, Ethem Bey, bu telgraftan iki gün sonra, yani 29 Aralık'ta Meclis'e ağır bir telgraf çekti.



'Hain' ilanı

Mustafa Kemal Meclis'te öfkeyle telgrafı okuduktan sonra milletvekilleri arasında ateşli bir tartışma başladı ve iki gün sonra iki oy farkla Ethem Bey 'hain' ilan edildi. Burada ilginç olan nokta, Meclis zabıtlarında sadece 'telgraf okundu' ibaresinin olması, buna karşın metnin olmamasıdır. Bu konu önemlidir çünkü, Ethem'in hangi ifadelerinin 'vatan haini' ilan edilmesine neden olduğu bilinmemektedir. Zabıtta yer almayan bu metin, ilk kez 1955 yılında Yunus Nadi tarafından bastırılan "Çerkes Ethem Kuvvetlerinin İhaneti" adlı broşürde boy gösterir. Buna göre telgraftaki en ağır itham "Ankara'da toplanan Meclis'in ne şekilde toplandığını tabii hepimiz biliyoruz. İlk icraatı da bu fakir milletin sırtından kendilerine senede üçyüz bin küsur lira tahsisat yapmaları olmuştur ki, senede içlerinde yüz lirayı bir arada gören pek azdır. Şimdi bol bol dalkavuklukla meşguldürler" ifadesidir.


Bu tarihten sonra taraflar arasında başka telgraflar gidip gelir. Bunlardan 2 Ocak 1921 tarihinde İsmet Paşa'ya yazılan ve "Baki ilk selam" diye biten telgrafta Ethem Bey, "köprüyü geçinceye kadar öyle olsun diyorsunuz ama bilmiyorsunuz ki köprünün binde birine ulaşmamışsınızdır. Ah içleri fesat dolu yurtseverler, zavallı Millet Meclisi, sizin askeri sahte ünlerinizi anlamış değil.(.) Tarih bana az, size çok lanet edecektir" demektedir.



Yunanlılara gitmeden önceki tereddüt


Kardeşleri Yunanlılara sığındıktan sonra Ethem Bey bir süre bekledi, 1. İnönü Muharabesi'nden sonra 64 adamıyla Yunanlılara sığındı



İsmet Paşa, Ethem Bey'in hoşlanmadığı komutanlardandı. Ethem Bey'in Yunanlılara sığınmasının arkasında, ikili arasındaki gerginliğin payı büyüktü.



İsmet Bey'in "son selam" diye biten olumsuz mektubu üzerine, adeta isyan etmek zorunda kalan Ethem Bey, 3 Ocak'ta Yunanlılarla temasa geçer. Ethem Bey'in emrinde o sırada emrinde 2000 kadar milis vardır. Kendisini teslim almak için gönderilen 11. Tümen'in iki alayı ile 61. Tümen'in toplam mevcudu ise yaklaşık 13 bin kişidir.
Bu güç dengesizliğine rağmen, daha önce gözü kara davranışları ile tanınan Ethem Bey'in savaşmayı göze alamamasını yorgun ve hasta olmasına bağlamak mümkün. Adamlarına düzenli orduya teslim olmak; dağa çıkmak ve Yunanlılara sığınmak şeklinde üç seçenek sunan Ethem Bey'in kardeşleri Yunanlılara sığındıktan sonra, kararından vazgeçerek, 300 kişilik birliği ile süre Manyas, Sındırgı, Susurluk civarında dolaşması, durumu içine sindiremediğini gösterir. Ancak, İsmet Bey'e soyadını kazandıran I. İnönü Muharebesi'nin kazanılmasından sonra Ankara'nın elinin güçlendiğini görünce, 27 Ocak'ta, 64 adamı ile Yunanlılara teslim olmak zorunda kalır.



Hikâyenin anlamı

Bu hikâye ne anlama gelmektedir? Düşmana teslim olmak gibi aşağılayıcı bir eylemde bulunduğu için kendisini 'hain' olarak görenlerle, adeta isyana zorlandığını düşünerek 'çaresiz bir kahraman' muamelesi yapanları anlamak mümkündür. Ancak bu tür öznel değerlendirmeleri bir yana bırakırsak, hem Ethem Bey ve benzeri çetecilerin Milli Mücadele'nin mali gücünü sağlayan servet sahibi yerel eşraf ve tüccarlardan zorla haraç alması gibi eylemlerin, henüz yeni palazlanan 'milli burjuvaziyi' korkutmuş olduğunu, hem de 21 Şubat-12 Mart 1921'de Londra'da toplanan konferans masasında yer almak isteyen Ankara'nın, Batılı güçlerin güvenini sağlamak için, Milli Mücadele'nin 'Bolşevik olduğu' yolundaki kuşkuları gidermek ihtiyacında olduğunu düşünebiliriz. Nitekim, Ethem Bey'in tasfiyesi ile birlikte Türkiye Halk İştirakiyyun Fırkası ve Mustafa Kemal tarafından kurdurulan 'resmi' Komünist Partisi gibi sol oluşumlar kendini feshederken, bu talimatı dinlemeyen Yeşil Ordu Cemiyeti mensupları İstiklal Mahkemesi tarafından çeşitli cezalara çarptırıldı. Sonuç olarak, düzenli ordunun desteği ile merkezi elinde tutan kesimler, çetecilikle merkezi ele geçirmeye çalışan ve bir bölümü düpedüz 'İttihatçı', bir bölümü ise 'İslamcı-solcu' nitelikteki çevresel güçleri tasfiye etti. Bu çatışmanın ikinci katmanını Balkan kökenli İttihatçılar'la Çerkes kökenli İttihatçılar'ın mücadelesinin oluşturduğunu ileri sürenler, ayrıca İnönü'nün kişesel olarak belirleyici olduğunu düşünenler de vardır.



Çerkes Ethem'in sürgün yılları

27 Ocak 1921'de Yunanlılara teslim olduktan sonra İzmir'de hastaneye yatırılan Ethem Bey, oradan 19 ay kalacağı Atina'ya, ardından da Berlin'e götürüldü. Frankfurt yakınlarındaki Könisgstein kasabasındaki sanatoryumda bir süre kaldıktan sonra bilinmeyen bir tarihte Bağdat'a geçti. Cumhuriyet'in 10. yılında kendisinin de arasında olduğu 150'likler için çıkarılan genel aftan kardeşleri yararlandı, ama kendisi dönmedi. Ürdün'ün başkenti Amman'da, tek odalı kerpiç bir evde, hasta, yalnız ve yoksul biri olarak, sürekli ölüm korkusu içinde yaşadı. 21 Eylül 1948'de öldü ve Amman'daki Kabartay Mezarlığı'na gömüldü.

Sürgün yıllarında, Yunanlıların uçaklarla Türk ordusuna dağıttığı bildirilerden birine imzasını attığı iddiası dışında aktif bir Yunan destekçiliğinden söz edilmedi. Yabancı arşiv belgelerine göre, sürgün yıllarında Yunan veya İngiliz makamları tarafından itibar görmediği ve maaşa bağlanmadığı gibi, her zaman kuşkulanılan biriydi.
Nutuk'ta bile kendisinden 'Çerkes' diye söz edilmediği halde resmi tarihte 'Çerkes' diye anılmasını 'hayatında maruz kaldığı en büyük haksızlıklardan biri' olarak nitelediği söylenir. Gerçekten de, her ne kadar birliklerinde çok sayıda Çerkes kökenli milis varsa da, mücadelesinde hiçbir zaman etnik kökenini öne çıkarmamıştır. Hatta, Çerkes asıllı olan Anzavur Ahmet'in isyanını o kadar kanlı biçimde bastırmıştır ki, bu olayın Çerkes toplumu üzerindeki yıkıcı etkisi hâlâ sürer. 1947'de yazdığı "Gerçeklere Doğru Uyarı İçin Şiddetli Bir Haykırış" adlı risalede, olayları kendi açısından anlatırken, Mustafa Kemal için 'Neron', 'Mustafa Deccal' gibi ağır ifadeler kullanır ve Anzavur meselesinde kendisini yanıltanın kardeşi Reşit Bey olduğunu iddia eder.
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
morpic.com - çerkes - kafkasya - tubidy - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski
PauKaF
PauKaF
Site Admin
Site Admin
 
İleti: 20618
Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
Konum: MUDAREY-Гъубжь

Re: ÇERKES ÇERKEZ ETHEM KİMDİR?

İleti PauKaF » Pts Mar 24, 2008 8:30 am

Çerkes Ethem
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Zaman Gazetesi


21 Eylül'de Çerkes Ethem'in ölüm yıldönümü münasebetiyle bir yazı yazmıştım. Millî Mücadele'de önemli hizmetleri olan bu gerilla önderinin, iktidar mücadelesini kaybettiği için, galipler tarafından yazılan tarihin mağdurları arasında yer aldığından bahsetmiştim.
Yakın tarihimizin bu sembol isminin üstündeki gölgenin kadirşinaslık gereği kaldırılmasını ve mezarının Ürdün'den doğup yetiştiği memleketi Bandırma'ya nakledilmesini ve oraya bir heykelinin dikilmesini önermiştim. Oğuz Berk'in inisiyatifi ile 'www.uzunyayla.com'da Çerkes Ethem'in mezarının nakli için bir imza kampanyası başlatılmış ve imza sayısı 3.500 civarına ulaşmış. Bu teşebbüs canlı reflekslere sahip olduğumuzu gösteriyor. Çerkes Ethem'e yapılan haksızlığın düzeltilmesi, tarihe ve hakikate saygının gereği. Tarihini imar edenlere, kendisine hizmet edenlere haksızlık eden bir toplum hiçbir yere varamaz.
Cumhuriyet'i doğru ve yerinde bir kararla, büyük çabalarla kurduk; ancak gözlerini tarihe Cumhuriyet'le açmış bir toplum değiliz. Cumhuriyet öncesini, özellikle Osmanlı mirasını Türk tarihinin saflığını bozan karanlık bir dönem olarak görmek; bu dünyada ve bu çağda yaşamayı reddetmek, çocukluk evresini yaşayan bir toplum olmaya kendi kendimizi mahkûm etmek demektir. Bugün, bir imparatorluğun vârisi olduğumuzu bilmek, imparatorluk kültürünü ve adabını hatırlamak, karşı karşıya olduğumuz sorunları daha kolay çözebilmek demektir. Cumhuriyetle sınırlı bir tecrübeyle yetinerek hiçbir sorunumuzu çözemediğimizi anlamalı, tarihle barışmalıyız.
Millî Mücadele'nin gerçekte nasıl başarıldığını anlamamız için, Çerkes Ethem'in mezarının Bandırma'da olması, Bandırma meydanına bir heykelinin dikilmesi ve heykelin altında da, Büyük Millet Meclisi'nin "Kuvva-yı Seyyare ve Kuvva-yı Tedibiye Kumandanı"nı "münci-i millet" olarak alkışlayan cümlesinin yer alması gerekir. Millî Mücadele ortak bir çabanın ürünüdür. Dağılan imparatorluğun ayakta kalan "gayr-ı nizamî harp" örgütü olan Teşkilat-ı Mahsusa, Yunan işgaline karşı bir gerilla savaşı planlamıştır. Direnişin başına Çerkes Ethem geçmiştir. Asıl savaş cephenin içinde verilmiştir. Millî Mücadele bir yönüyle bir iç savaştır. Ankara Hükümeti'ne karşı İstanbul Hükümeti'nin safında yer alanlar ve otorite boşluğundan yararlanarak ortalığı haraca kesenler, Ankara için Yunan ordusundan daha büyük bir tehdit oluşturmuştur. Ethem Bey'in komutasındaki Kuvva-yı Milliye birlikleri, Düzce'de, Yozgat'ta bu isyanları bastıran güçtür. Gerçek ortada: Çerkes Ethem'in Salihli Hattı'nda Yunanlılara, Düzce ve Yozgat'ta İstanbul Hükümeti yanlılarına karşı kazandığı başarılar olmasaydı, Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin toplanması bile muhal olurdu. Bu hükmü veren ben değilim; o gün Ankara'da Ulus'taki Meclis binasında Çerkes Ethem'i "münci-i millet" olarak ayakta alkışlayan Büyük Millet Meclisi üyeleridir.
Mustafa Armağan, "Küller Arasında Yakın Tarih"te, Cumhuriyet tarihini, birbiriyle çekişen kliklerin tarihi olarak okumamız gerektiğini ima ediyor. Atatürk'ü bile etkisiz hale getiren ekiplerden bahsediyor. Yeni bir devletin kuruluşu aynı zamanda bir iktidar mücadelesidir. Birlikte aynı davaya baş koyanlar, sıra iktidarı paylaşmaya gelince düşman olmuşlardır. Çerkes Ethem'in 1920'nin sonlarında başına gelenler, 1925'te harbi yöneten paşaların başına gelmiştir. İzmir suikastı sonrasında tasfiye edilenler, iktidar kliğinin içine giremeyen İttihatçılardır.
Çoğu zaman karşımıza Atatürkçülük veya Kemalizm adıyla çıkan şey gerçekte İnönücülükten ibaret. Çerkes Ethem'in iktidar savaşını kaybettiği kişi ise Cumhuriyet'e giden trene en geç binen kişilerden biri olan İsmet İnönü'den başkası değil.
Çerkes Ethem, bir gerilla lideriydi. O zamanın Kuvva-yı Milliye'sine özenen bugünün çetecilerinin de, Çerkes Ethem'i doğru tanımaları gerekir. Gücü, elinde tuttuğu silahla sınırlı gerilla romantizmi ile; sabır ve öngörü gerektiren, uzun vadeli düşünebilen devlet aklı arasındaki fark dün olduğu gibi bugün de önemli.
Bandırma'da Çerkes Ethem'in mezarı önünde bir fatiha okuyabilenlerin, heykelinin altındaki kitabede "münci-i millet" ibaresini görenlerin daha sağlıklı, güçlü ve dirayetli bir toplumun mensupları olacakları aşikar. Kanatlarımızı açıp yükseklere çıkabilmek için tarihle barışmak ve itibarımızda payı olanların itibarını iade etmek zorundayız.
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
morpic.com - çerkes - kafkasya - tubidy - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski
PauKaF
PauKaF
Site Admin
Site Admin
 
İleti: 20618
Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
Konum: MUDAREY-Гъубжь

Re: ÇERKES ÇERKEZ ETHEM KİMDİR?

İleti PauKaF » Pts Mar 24, 2008 8:31 am

Yakın tarihimizin en çok tartışılan isimlerinden biri hiç kuşkusuz Çerkez Ethem. Çünkü kimi çevreler ideolojik yaklaşımlarla Çerkez Ethem'e olmadık roller atfetmişlerdir. Yine bu çevreler, bilimsel gerçeklerle örtüşmeyen Ethem versiyonlarının inandırıcı olması için de ortalığa sis bombası atarak olayları gerçeklerden uzaklaştırma çabası içine girmişlerdir. Ethem'i yazmak, 1950'lere kadar Türk tarihini yazmaktır, iddialara göre Yunanlılara sığındıktan sonra bir köşeye çekilip oturduğu ve ölümüne kadar Ürdün'de münzevi bir yaşam sürdüğü söylenen Ethem'in bu dönemi karanlıktır. Oysa Ethem, Yunanlılara sığındıktan sonra Büyük Türk Taarruzu'na kadar işgal bölgesinde kalmış, oluşturduğu çetelerle Türk ordusu ve halkına karşı 'mücadelesini' sürdürmüş; 24 Ekim 1921'de işgal İzmir'inde topladıkları Çerkez Kongresi'nde de Türk egemenliğinden çıkıp Yunanistan ve İngiltere'nin himayesinde Batı Anadolu'da bir Çerkez Kölemen devleti kurma kararı almış; Büyük Türk Taarruzu'nun ardından Yunanlıların kaçmasına karşın, Ethem ve çeteleri onların geri çekilişini desteklemek için değişik noktalarda direniş göstermiş; 9 Eylül'ün ardından bir yandan Ege adalarından Anadolu'ya çeteler gönderen Ethem -ve mesai arkadaşı Kuşçubaşı- diğer yandan da Lozan'a giden Türk delege heyetine suikast girişiminde bulunmuş; Atatürk'e değişik tarihlerde yapılmak istenen suikastler de tertipleyen Ethem, Şeyh Sait ayaklanmasından sonra Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı çıkarılan hemen her kalkışmada Kürt ve Ermeni gruplarıyla işbirliği yapmıştır. İç içe geçmiş, adeta arapsaçına dönmüş Ethem konusunu ayıklamaya çalışan Ahmet Efe, bir yandan Ethem'in Türk istiklâl Harbi'ne kadar olan döneminin iç yüzünü açığa çıkarırken diğer yandan da çok değişik iktidar hesaplarının çarpıştığı Türk istiklâl Harbi'nde Ethem'in hangi etkenlerce ortaya çıkarıldığını ve kendisine yüklenen misyonu ortaya koyuyor. Çalışmanın en can alıcı yanı, Ethem'in Yunanlılara sığındığı 28 Ocak 1921'den sonra ölümüne kadar olan karanlık dönemi çok akıcı bir üslupla, tamamen belge ve bilgilere dayalı olarak açığa çıkarmasıdır
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
morpic.com - çerkes - kafkasya - tubidy - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski
PauKaF
PauKaF
Site Admin
Site Admin
 
İleti: 20618
Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
Konum: MUDAREY-Гъубжь

Re: ÇERKES ÇERKEZ ETHEM KİMDİR?

İleti PauKaF » Pts Mar 24, 2008 8:31 am

Çerkez Ethem ve kuvvetlerinin, Kurtulus Savasi'nin baslarinda, düzenli ordu birlikleri kurulmadan önce, yurt savunmasina önemli katkilari oldugu tartismasiz bir gerçektir. Onun, Yunan ordulari karsisindaki basarilari geçici olmussa da, Ahmet Anzavur kuvvetlerini yenmek ve dagitmak; Istanbul'dan gelen Halife Ordusu birliklerini vurmak ve geri çevirmek; Düzce, Bolu ve Adapazari, daha sonra Yozgat Çapanogullari isyanlarini bastirarak Ankara'yi ve Büyük Millet Meclisini büyük tehlikelerden korumak gibi çaba ve basarilari vurgulanmasi gereken önemli tarihsel olgulardir. Çerkez Ethem'in nasil çikmaz bir yola sürüklendigini anlamak için dönemin tarihsel belgelerini nesnel bir anlayisla degerlendirmek gerekmektedir. Özellikle bu tarihsel belgelerde, düzenli askerî birliklerin kurulmasi sirasinda, Bati Cephesi Komutani Ismet (Inönü) Bey'in kati ve sert, tutum ve davranislarinin Çerkez Ethem'i nasil bir sona dogru itmekte oldugu görülmektedir.
Mustafa Kemal Pasa'nin daha genis hosgörüsü, Ismet Bey'in uzlasici tutum ve davranisi, Çerkez Ethem'i Kurtulus Savasimizin 'seçkin kahramanlarindan' biri yapabilirdi. Böyle bir durum ve konum, ki açikça görülmektedir, Çerkez Ethem için istenmemis, kaçinilmaz sona adim adim itilmistir. Tarihsel belgelerde bu ikinci olasilik daha agir basmaktadir.
"http://www.tr.kafpedia.org/index.php?title=%C3%87erkes_%C5%9Eahan%C4%B1_Ethem"'dan alındı
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
morpic.com - çerkes - kafkasya - tubidy - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski
PauKaF
PauKaF
Site Admin
Site Admin
 
İleti: 20618
Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
Konum: MUDAREY-Гъубжь

Re: ÇERKES ÇERKEZ ETHEM KİMDİR?

İleti PauKaF » Pts Mar 24, 2008 8:32 am


Mehmet Niyazi Özdemir
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk başbakanının siyasi hatıralarının onbirinci sayfasında şu satırlar yer alıyor: "Süleyman Askeri, Kuşçubaşı Eşref ve kardeşi Sami ile bazı arkadaşlarının, Avrupa devletlerinin baskısından Osmanlı Devleti bunalınca, bu sıkıntıyı ortadan kaldırmak için "Batı Trakya Cumhuriyeti" diye özerk bir devlet kurduklarını biliyoruz.
Bu bağımsız gibi hareket eden, fakat aslında Osmanlı'nın İttihatçı kanadına bağlı tutumunu koruyan devletin, artan baskılar yüzünden feshedilmesi gerekti... Feshettiler. Fakat devletin elinde birikmiş bazı paralar ve Bulgarlardan ganimet olarak ele geçirilmiş sürüler vardı. Bunları sattılar ve elde edilen parayı altına çevirerek Kuşçubaşı Eşref'e teslim ettiler. Kuşçubaşı Eşref de -bir gün gerekeceğini düşünerek- çiftliğine gömdü. Bu olayı bana anlattığı için biliyorum. Ayrıca Enver Paşa, savaşın kaybedileceğini kestirince, ülkenin istila edilmesi halinde gerilla savaşı yapılması için, bazı yerlere silah yerleştirtmiştir. Bu yerlerden biri de Kuşçubaşı'nın çiftliği idi. Hem silahlar hem altınlar son derece özen gösterilerek gömülmüşlerdir. Anadolu mukavemetine karar verilince, ben bu altınları ve silahları Mustafa Kemal Paşa'nın emrine verdim."
Mehmed Akif, Milli Mücadele hareketine katılmak üzere İstanbul'dan Ankara'ya giderken, çete savaşlarıyla Geyve Boğazı'nı açık tutarak bu intikalleri sağlayan Kuşçubaşı ile Yenibahçeli Şükrü'ye rastladığını belirtir. Fevzi Paşa, İsmet Paşa ve daha pek çok önemli kişi de aynı yoldan faydalanmışlardır. Hiç kimsenin yalan söylediğini iddia edemeyeceği Mehmed Akif, Kuşçubaşı'nı gölge gibi takip eden Sudan'ın büyük evladını hizmetlerinden dolayı şöyle yüceltir: "Eşref Bey'in emireri Zenci Musa/ Omuzundan arşa çıktı Nebi İsa".
İngilizler Kürtleri, Düzce, Bandırma ve diğer yoğun oldukları bölgelerde de Çerkezleri kışkırttılar. Sıradan insanları bir yalan, bir sloganla kandırmak kolay; fakat ayrı devlet kurmak için Van'da topladıkları Kürt beyleri İngilizlere şu cevabı verdiler: "Siz Ermeni devleti peşindesiniz; biz halimizden memnunuz." Batı Anadolu'da da kurulmasını istedikleri Çerkez devletine en şiddetli tepkiyi Çerkez beyleri gösterdiler.
Çerkez Ethem'in mücadeleyi bırakıp karşı tarafa geçtiği okul kitaplarında yer almaktadır. Ama Yunanlıların safında kalmadı; Ürdün'e gitti. Ürdün devlet arşivine yedi sandık dolusu evrak bıraktığı çeşitli kaynaklarda zikredilmektedir. İsmet Paşa tek maddelik bir kanunla onu affetti; fakat Çerkez Ethem mealen şu cevabı vererek gelmedi: "Yunanlılar İzmir'e 15 Mayıs 1919'da çıktılar. Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele'yi başlatmak üzere 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak bastı. Erzurum ve Sivas kongrelerinden sonra 23 Nisan 1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi toplandı. Daha sonra Ankara'dan geçip Yozgat İsyanı'nı bastırmamıza rağmen, diyelim ki Meclis kurulmakla otoriteyi Ankara'da teşekkül eden hükümet sağladı. Bu kabul dahi bizi şu noktaya götürür: 15 Mayıs 1919'dan, 23 Nisan 1920'ye kadar bir kuvvet, Yunanlıları Batı Anadolu'da tuttu. Aziz milletim bunu kimin tuttuğunu düşünüp vicdanında beni ve arkadaşlarımı beraat ettirinceye kadar o topraklara dönmeyeceğim."
Bugün Batı'da "Türkmenler Türk değildir" diye kitaplar yazılmaktadır. Bir gün gelir, Avrupa'nın menfaati Türkmen'in Türk olmadığında ise, içimizden buna inanan pek çok beyinsiz veya art niyetli çıkar. Sosyal bünyeler ayrılıklar körüklenirse parçalanır, müştereklikler perçinlenirse bütünleşir. Birinci Dünya Savaşı'nda petrollerimizi ele geçirmek için Türk ve Kürt'ün ayrıştırılması İngilizlerin gündemine geldi. Konuyu inceleyen Lawrence bir rapor verdi. Bu raporda, Türk'le Kürt'ün etle tırnak gibi olduğu, ancak yüz yıl çalışılırsa, bunların ayrıştırılabileceğini belirtti. Televizyonda, gazetelerde Türk ve Kürt ayrılığına vurgu yapıldıkça, tahrik edici sözler söylendikçe, Lawrence'in arzusu doğrultusunda faaliyet yapıldığına şahit olarak tarih bilen hangi şuurlu insanımız kahrolmuyor. Zaman,14.01.2008




cerkes, cerkez, cerkesler, cerkeslik, cerkezlik, cerkezler, çerkes, çerkez, çerkezler, çerkeslik, adige, adyge, adhyge, adyghe, adiga, adyga, adhyga, adhygea, caucase, caucasus, kafkas, kavkaz, kafkasya, kafder, kaf, kaflar, kafkasya'da, circassian, circass, circassien, circassians, circassiens, tcherkesse, tcherkesses, chapsoug, sapsig, shapsoug, sapsug, kabarde, kabardes, kabardey, kabardinko, balkar, abaza, abzeh, abzah, abhazia, abhazya, abzak, abzek, abzakh, abzhakie, ossette, oset, osettian, ossetie, asetin, kusha, dogan, seyh, samil, seyh samil, ethem, çerkes ethem, etem, cerkez ethem, ethem bey, emre köy, isyan, yozgat, dernek, dernekler, association, associations, lyon, forum, video, mp3, free, windows, media, player, din, islam, deortation, sürgün, 1864, 21 mayis, 21 mai, ürdün, jordan, jordanie, israel, israil, türkiye, pinarbasi, kayseri, düzce, sakarya, ridade, nart, nalmes, folklor, folklore, folklorique, accordeon, accordéons, akordeon, pshine, psine, pshashe, kasen, kashen, adet, adetler, culturel, culture, kuzey, kafkasya, cecen, çeçen, çeçenistan, savas, cerkes.org, www.cerkes.org, info@cerkes.org, nalçik, maykop, cumhuriyet, samil, basayev, beslan, islamic, religion, habze, kabze, habz, thamata, çale, adigeçale, sid wu kaber, degu
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
morpic.com - çerkes - kafkasya - tubidy - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski
PauKaF
PauKaF
Site Admin
Site Admin
 
İleti: 20618
Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
Konum: MUDAREY-Гъубжь


BİYOGRAFİ VE SÖYLEŞİ

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


cron