German Sadulayev: "Çeçen'im Diyebilmek - Bir Ayrıcalık"
04 Eylül 2011 Pazar Saat 23:10
Ben Çarlık Rusyasının Kafkasya politikalarını “Çerkes Soykırımı” olarak değerlendirilmesine karşıyım. Bu şekilde her şey soykırım olarak adlandırılabilir. Savaşlar, genelde, imha için yapılır, savaşın kendisi insanlığa karşı bir suçtur ve artı soykırım gibi bir etiket gerektirmez. 'Etnik temizlik' diye bir terim vardır ve illaki savaşla da ilgisi olması gerekmez.
German Sadulayev adlı Çeçen asıllı yazarla yapılan, Russki Jurnal adlı dergide iki bölüm halinde yayınlanan ve ikinci bölümü olan “Çeçen’im diyebilmek-bir ayrıcalık” başlıklı söyleşinin izninizle biz Çerkeslerle ilgili olan son bölümünün çevrisini paylaşıyorum. (Ç.N.)
German Sadulayev: Rusyalı yazar. 1973 yılında Çeçen-İnguş ASSR'inin Şali köyünde doğdu. Sankt Petersburg devlet üniversitesi hukuk fakültesini bitirdi. Romancı olarak ilk 2005 yılında “Znamya” ve “Kontinent” dergilerinde yapıtları yayınlandı, 2006 ylında “Ben Çeçenim” ve “Radio Fuck” isimli kitapları ve Çeçen destanlarının rekonstrüksüyonu olan “İlli” yayınlandı. 2008 yılında yayınlanan “Hap” adlı romanı kısa sürede “Russki Booker” edebiyat ödülünün short-listesine girdi. 2009 yılı Haziran ayında AD romanı yayınlandı ve GQ dergisinde ayın kitabi seçildi. “Şali raidi” adlı romanı ise 2010 yılında “Russki Booker”edebiyat ödülü short-listesine girdi.
***
Russki Journal: Son zamanlarda “Çerkes sorunu”na dikkatlerin artmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kafkas savaşına dikkatlerin artmasını, suçluların ve kurbanların aranırken aynı zamanda Gürcistan tarafından “Çerkes soykırımının” kabul edilerek milliyetçi duyguların yüceltilmesi size 1990'lı yıllardaki Çeçenya’yı anımsatmıyor mu?
German Sadulayev: Ooo, Çerkesler meselesi ayrı, uzun ve enteresan bir konu. Ben Çarlık Rusyasının Kafkasya politikalarını “Çerkes Soykırımı” olarak değerlendirilmesine karşıyım. Bu şekilde her şey soykırım olarak adlandırılabilir.
Savaşlar, genelde, imha için yapılır, savaşın kendisi insanlığa karşı bir suçtur ve artı soykırım gibi bir etiket gerektirmez. 'Etnik temizlik' diye bir terim vardır ve illaki savaşla da ilgisi olması gerekmez.
Evet, o zaman önce bize yakın olan zamandaki olayları tanımlayalım. 1991-94 yılları arasında Çeçenya’da ,Rusça konuşan nüfus imha edilerek ve de sürülerek büyük çaplı etnik temizlik yapıldı. Ve daha sonrada devam etti. Çeçenya’da Rusça konuşan 300 000 gibi bir nüfustan sadece 3000 kadar kalması kendiliğinden olmadı ya. Eksi %99, nerede diğerleri? Yetkililer 'kendileri terk ettiler' diyor. Tabi Ruslar kendileri terk etti ve 'Kursk' denizaltısı kendi battı. Herşey kendiliğinden oldu. Bir zamanlar Çeçenya’da 297 000 Rus yaşıyordu ve artık orada yaşamıyorlar. NATO daha az önemli olaylarda etnik temizlik ilan ederek ordu yerleştiriyor. Hadin bakalım şu olayı bir çözelim, 297 000 Rus nasıl, hangi sebeple ve nereye gitti. O kadar çok zaman geçmedi. Araştırmak mümkün. Her ailenin tarihçesi, neden terk ettikleri ve ne kadar Rus’un öbür dünyaya gittiği araştırılabilir.
İşte bu, Kafkasya’daki etnik temizliğin, güncel olan sorunu. Daha az gerçeğin, daha az insanlığın, daha çok kötülüğün ve daha çok şiddetin olduğu geçmiş yüzyıldan daha güncel. Yani, herşeyde Rusya’yı ve hele de Rusları suçlamanın bir anlamı yok.
Çerkesler meselesine yani Çerkesler ve yine onlardan olan Kaberdeylere gelince, bu konu biraz ince bir mevzu. Şu anki versiyon: Özgür ve gururlu Çerkesler dağlarda kartallarla birlikte keçilerini sürüp doli çalıp dans ederken kötü beyaz Çar geldi ve onları esir etti. Tarihi gerçek ise Çerkeslerin hiçte suçsuz kurbanlar olmadıkları.
Çerkesler gerçekten, Kafkasya’nın en gelişmiş en güçlü ve en kudretli halkı-onlar kendileri saldırgan ve zalimdiler, komşu halkları feodal-köle olarak demir ökçe altında tutan iktidara sahiptiler.
Onlar Kafkasya’nın 'Spartalılarıydı' ve geri kalan diğerleri onlar için sadece 'Helotlar' gibiydi (hatta o gurulu ve bağımsız Çeçenler bile -diğer hepsi gibi Çerkeslere tabidiler).
Hemen hemen bütün Çerkes milleti sömürücü parazit askeri-feodal sınıftan oluşuyor ve de köle sahibiydiler. Onun içinde Kafkas halklarının pek çoğu, kendilerini Çerkeslerin çok barbarca olan köleci iktidarından kurtaran, Rusya’nın “saldırganlığını” desteklediler.
Dahası, feodallerce parçalanmış devletin parçaları olan Çerkesler kendi halklarına karşı, büyük parti halinde beyaz Çara katıldılar.
Ha bu arada, Rusya’dan Türkiye’ye olan büyük “göç” dalgalarından birinin sebebi Rusya’nın serfliği kaldırması ve Çerkesleri (ve her Çerkes -prens,feodal ve köle sahibiydi) kölelerini (fidye karşılığı!) serbest bırakmaya zorunlu kılmasıdır. Bu bir şoktu. Çerkesler anlayamıyorlardı, nasıl olurda kölesiz yaşanır? Kim çalışacak o zaman? Çerkesler sadece savaşmasını biliyorlardı. Hatta eşleri-Çerkes kadınları bile çalışmıyorlardı(kadın köleler var ya), pencere kenarında oturarak şişmanlıyorlardı.
Halk hakkında kötü birşeyler söylemek istemiyorum, Çerkesler kültür ve tarih olarak-Kafkasya’nın en anlamlı ve en önemli halkı-ben sadece sömürücü sınıfa kötü bakıyorum. Ve Çerkes kabileleri temelde tam sosyal sömürücü parazit sınıftan oluşuyordu. Çarlık Rusyasının reformları ve Kafkasya’nın fethi çok şaşırtıcı ama objektif olarak köleleşen Çerkes toplumu için progresifti (ileri götüren,ilerici hamle). Zalimlik-zalimlik ise her üç tarafta da vardı.
Ayrıca birde, muhtemelen dikkatinizi çekmiştir, Rusya’nın bilincine yerleşmiş olan (bazı dar görüşlü Çeçenlerinde öyle) herbirinin bodrumunda bir çift kölesi olduğu, çalışmasını bilmediklerini ve sadece savaşmasını bildikleri vs. yakıştırmasını Çeçenlere yaptıklarını oysa bunların hepsinin tarihi gerçeklere dayalı olarak, 20.-21.yüzyıldaki Çeçen halkının hayat tarzını değil, Çerkes halkının 18.-19.yüzyıldaki hayatlarını yansıtıyor. Çeçenlerin çoğu o zamanlar sessiz, gayretli ve azimli çiftçi veya demirci veya sığır yetiştiricisiydiler. Düzlüklerde, Çerkes Feodallerine boyun büküyorlardı. Yada “özgürce” çıplak ve aç dağlarda kıtlığa maruz kalarak yaşıyorlardı.
Sadece zamanla (“lanet Rusların” yardımıyla) Çerkes boyunduruğundan kurtulmaya başladılar -ve tarihin ilginç bir yanı-öyle görülüyor ki yüzyıllık aşağılanmayı ve köleliği psikolojik olarak telafi etme isteği eski zalim sahiplerinin özelliklerini kendilerinin sahiplenmesine ve zamanla zaten Çerkes diye birilerinin hiçbir zaman olmadığına, kendilerinin hep gururlu ve özgür savaşçı ve soyguncu olarak yaşadıklarına kendileri de inanmaya başladı, Ruslar ise buna daha hızlı inandılar çünkü onlar zaten Çerkes ve Çeçeni veya diğer vahşi dağlıları birbirinden ayırt edemiyorlardı.
Yani, şimdi Çerkes milliyetçiliğinin yüceltilmesi anlamsız ve de yararsızdır.
Daha iyisi, büyük Adığe halkı bütün kültür dallarını birleştirmeyle meşgul olmalı ve büyük ulusal kültürlerini korumaya ve geliştirmeye çalışmalı yoksa tarihi yaraları taramamalı (kaşımamalı).
Aksi taktirde, bu iş Çerkeslerin derebeyliklerinin ve çevre halklardan kölelerinin iade talebine kadar vardırılabilir.
Söyleşi: Raisa Baraş, Russki Jurnal
Çeviri: Huaj İbrahim
Cherkessia.net
Kaynak:
http://www.russ.ru/pole/Nazyvat-sya-che ... rivilegiya