Bismillahirrahmanirrahim
İbrahim amca bize kendinizi tanıtırmısınız?Balıkesirin Orhanlı(orhaniye eski ismi) köyünde 01.01.1941 doğdum. İlkokulu köyde, imam hatip lisesini İzmirde Yüksek İslam Enstütüsünü İstabul da bitirdim.
İstanbulda öğrenci, iken Fatih-Çavuşzade ve Beyoğlu Yahya Kahya camilerinde 2,5 yıl imam-hatiplik görevi yaptım. Bandırmada Ş.M.G lisesinde, Ticaret lisesinde kız ensti.de ve orta okulunda din dersi hocalığıyla öğretmenliğe başladım; askerlik dönüşü Balıkesir karesi orta okulunda ve ticaret lisesinde devam ettim i.hatip lisesinde 1975-1995 20 yıllık meslek dersi öğretmenliğide tamamladım ve emekli oldum
Kafkasya ya hiç gittiniz mi? Gitti iseniz hangi tarihte gittiniz?Kafkasya’ya 28.10.1998de Trabzondan gemiyle Soçi limanına taksiyle kıyıdan Tuapse’de ayrılarak Kafkas edalarını gece aşarak gittim
Niçin gitme ihtiyacı duydunuz?Oraya gitme ihtiyacını duymam onların bana şiddetle ihtiyaç duymaları hissi ve inancımdandır peygamber(s.a.v) efendimizin ‘komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ hadis-i şerifi beni bu hizmete zorlamıştır hele manevi açlıksa…
Uzun süre ülkemizde görev yaptığınızı söylüyorsunuz. Bir karşılaştırma yapacak olursak, oradaki ve buradaki göreviniz esnasındaki duygularınızda ne gibi farklar var?O zamana kadar ki 57 yaşımın 20 yılı öğrenci 30 yılı da çeşitli dini eğitim kurumlarında resmi eğitim ve irşat görevleriyle geçti. bu görevler maaşlı (ücretli) görevlerdi arada istenen yerlerde TV de merkezi cami kürsülerinde gönüllü vaaz ve irşat görevleri yaptım. bu görevleri elbette Allah(c.c) rızasını arayarak ihlasla yaptım…
Kafkasyadaki hizmetin farkının, dini öğrenme ihtiyacının şiddeti, şartlardaki zorluğun şiddeti ücretsiz oluşu belirler. Yarım asırlık dini kültürüme dayanarak tattığımda; ortadaki üç aya yakın dini irşat ve eğitimi Türkiye cumhuriyetindeki 30 yıla yakın dini irşat ve eğitimle tattığımda 3 ayın 30 yılından sevap bakımından daha ağır geldiğini hissettim.
Ömrünü din işleri ile geçirmiş bir büyüğümüz olarak birçok insan ile karşılaştınız, kalabalık cemaatlere hitap ettiniz, peki oradaki cemaatinizden bahseder misiniz, buradaki insanlar ile ne gibi farkları var, ilgileri merakları ne alemde?Din düşmanı, acımasız, materyalist düzen olan komünizmin 70 küsür yıllık gibi bir insan ömrünü dolduran zulmünün bir millete maddi ve manevi olumsuz etkisini görmemek için kör olmak gerekir.
Komünizm, engelleyemediği ölüm olaylarının törenlerine sadece çok sınırlı olarak izin vermiş; alışkanlıkla yanlışlıkla lafın gelişiyle Allah(c.c) kelimesini kullananların hayatına acımasızca son vermiştir.1992 deki prostarikayla serbestleyen halk korkunç bir rüyadan uyana bir insanın dehşet ve şaşkınlığıyla bir süre geçirdikten sonra ekmekten önce dinini aramaya başlamıştır.
Çalışmalarımız genellikle soru cevaplar şeklinde geçmiştir ikna oluncaya kadar aynı soruyu tekrar defalarca sormalar soru sormadan sabırsızlıktan sıraya uymamaktan bu konuda hak aramaktan zorlukla önlemeye çalıştığımız kavgalar ve çekişmeler…
Biz ne kadar inanç ve amel konularını ehemmiyetine binaen öne almaya çalıştıysak ta onlarca ölen yakınlarına yapacakları dini hizmetlerle ilgili konular öne geçmiştir
Şuan yaşınız ve durumunuz müsait olsa oradaki görevinize devam etmek ister misiniz?Oradan o insanlardan aydınlık dönebilmek için Türkiyedeki eş ve çocuklarımızla tekrar oraya dönmek vaadi yalanıyla (maalesef) ancak dönebildik, ayrılabildik… En çok benimle ilgili merak ettikleri ve tekrar tekrar sordukları soru, benim oraya gidiş şeklim, amacım ve sebepleri olmuştur. Türkiyedeki son derece rahat ve maddi imkânlarıma rağmen, bu yaşta bu kışta bu şartlarda bu tehlikelerde adeta yüzde yüz ölümü göze almışçasına kılavuzsuz hiç tanımadık güvensiz yerlerde ne yapmak istediğimi hep merak ettiler ve sordular… Yeni anavatan Türkiye ile eski anavatan (hekuj) Kafkasyayı karşılaştırmamı istediler, hep…
Oradaki insanların olumlu veya olumsuz tepkilerini alıp almadığınızı bilmiyoruz, siz aldığınız tepkilerden yola çıkarak oradaki insanların dine bakışlarını anlatırmısınız, yada onlar bizim bildiklerimizi bilse, bizim imkanlarımıza sahip olsa sizce nasıl olurdu?Oraya giderken bilgi ve tavsiyelerini aldığım, daha önce oraya giderek bilgi toplayan İstanbulda Kafkas vakfı başkanı ve yetkililerinden, Adıgey özerk cumhuriyetinde başkentten ziyade Adigelerin sık ve yoğun olduğu, yakın büyük köylerde daha etkili hizmet edebileceğimi öğrenmiştim.Dünyanın her yerinden yağmanın en büyük payını yakalayabilmek için büyük maddi imkanlarla çalışan Yahudi ve Hıristiyan misyonerler,ajanlar, mafyalaşmış KGB ajanlarının acımasız savaşları arasında kalmış cahil ve şaşkın halk benim samimiyetime inandırabilinceye kadar bana kuşkuyla baktı,sahip çıkmadı. Hatta beni yakından takip eden karşı bir ajan, bir köyde büyük bir cenaze topluluğuna hitap ederek: “ Türkiyeden komünizmi Kafkasya da yeniden canlandırmak amacıyla gelen sakallı bir ajana dikkat edin…” şeklinde bana karşı halkı tahrik etmiştir. Bu gibi engelleri aşarak kendime samimiyetime güvendirinceye kadar bir buçuk ayım geçti. O zamana kadar teke tek irşada çalıştım…
Din elden gittikten sonra değeri daha iyi biliniyor muhakkak bizim bildiklerimizi bilseler bizim imkânlarımıza sahip olsalar bence İslamı asrı saadetteki gibi yaşarlardı.
Anavatanda yaşadığınız ve sizi çok duygulandıran bir anınız odlumu? Oldu ise birkaç tane anlatırmısınız?Anavatandaki yaşadığım her anım ve adımımdaki her olayı anlatmak için ne zamanlar ne imkânlar yeter. Hala bir inanılmaz rüyayı yaşadım ve o rüyaya devam ediyor gibiyim.
1995 te emekli olup serbest kalınca oraya gidinceye kadar 3 yıl nefsimle mücadele ettim. Ölümüm pahasına sahip olduğum imkânlarıma rağmen kaçarsam İndallahtaki sorumluluğumu gittikçe ağırlaşmasına dayanamayarak, gitmeye karar verip yola çıktım. Balıkesir’deki garajda gece saat 1de, vasiyetnamemi eşime verip vedalaşırken en küçük kızım boynuma sarılarak “baba gitme geri dön” diye ağlaşarak son veda hala gözümün önünde
Trabzon öğretmen evinde elimde bavulumla gemiye gidip gitmeme konusundaki nefsimle mücadelem. Şeytan “gitme nereye gidiyorsun yüzde yüz ölüme nasıl gidiyorsun” derken sağduyum melek “git korkma kaçma ölüm ve ecelden neredeysen kurtulamazsın ileri giderken ölmek geri kaçarken ölmekten şerefli ve efdaldr.” şeklindeki mücadelem…
Karşılaştığım engellerle teke tek irşadla uğraşırken üç ayın yarısı geçmişti. Ramazan yakındı fakat yaşam ve mücadele azmim tükenip dönmeye karar verdiğim gece rüyamda mürşidimi, elindeki kılıcını belime kuşattı ve elini cebime uzattığı sırada elimle cebimi sımsıkı tuttum…
Uyandığımda kararımı değiştirdim, kesinlikle ölmek var dönmek yok… Dedim. Kelle koltukta adeta savaşa devam ettim ve planladığım amaca ulaştım …
Ertesi gün camide ihtiyarlar acı içinde bir olay anlattılar,bulunduğumuz köyde 17yaşlarında üç genç önce içmişler ,sonra bizim nataşa dediğimiz onların Türkiye de bavul ticareti yapıyor dedikleri komşu dul bir kadını dağa kaldırmışlar, soymuşlar tecavüz etmişler sonra öldürüp gömmüşler,bulunmuşlar hapse atılmışlar…Bu olay onları uyandırdı çaresini aramaya sevk etti…
Bütün halkın liderleri, ülke çapında maruz kaldıkları can, mal, namus güvenliklerinin yok olması karşısında büyük şurada herkes fikrini, çözüm çaresini kendince anlatmış fakat kimse makul bir çare bulamamış, ümitlerinin tükendiği sırada biz akıllarına gelmişiz.(Yahu Türkiye den bu kış kıyamet gününde bize gelmiş bizden para akçe istemiyor çocuklarımızın ahlaken,dinen yetiştirmek karşılığında bizden sadece can güvenliği istiyor,çocuklarımızı kendimiz dahil ona teslim etmekten başka çaremiz yok) diyor ve bize sonsuz yetkiyle teslim oluyorlar .Ondan sonra öğretmenler dahil ana,babalar,üç kuşak dahil bütün öğrenciler dahil elimize veriliyor.Böylece toplu ve etkili hizmet ,bayrama kadar kalan bir buçuk ay içinde yapılıyor…
İslamiyete ve Müslümanlara bakış açıları nasıl?İslamiyet le yeniden buluşmaları emsalsiz bir bayram, kesintisiz bir mutluluk şeklinde değerlendiriliyor. Bunu terennüm eden şiirler ve mevlitler tekrarlanıyor, örnek görüntülü ve sesli kasetler getirdim …
Eğitim sistemlerinde, sosyal hayatlarında dinin ne kadar yeri var?Dini eğitim imkânları yok. Adige ce bir Kuran-ı Kerim meali ülke çapında her aileye dağıtıldı ama tefsirsiz olduğu için tam anlayamıyorlar… Kril alfabesiyle yazılmış çeşitli cemaatlerin, akaid,fıkıh,ahlak kitaplarından ele geçirebildiklerini anlamaya çalışıyorlar,okuyorlar.
On ikincisınıfa kadar mecburi eğitim olduğu için halk çok kültürlü. Çok zekiler leb demeden leblebiyi anlıyorlar. Erkekler içkiden sızmışlar felç olmuşlar adeta devre dışı kalmışlar bütün yükü kadınlar taşıyor.
Evelerinde sosyal hayatları içerisinde, atalarından kalma İslamiyeti simgeleyen, İslam kültürünü farkında olmadan yaşadıkları simgeler yada yaşayışlar varmı?Yüz yaşına dayamış yaşlılar kominizim öncesi İslamiyeti hayal meyal hatırlamaya çalışıyorlar. Köyde izi silinen dört beş caminin sadece yerini gösteriyorlar. Mezar taşlarında fotoğraflar var, Anlattıklarına göre kominizim öncesi mezarlığın girişinde zekat ve sadaka ambarı varmış, tarım ürünlerinin öşürünü kendi elleriyle götürüp döküyorlarmış, ihtiyaç sahipleride ihtiyaçları kadarını ancak alırlarmış.
Evi caminin karşısındaki dimdik Aslankeri(çeri) amca sabah namazında benden önce donmuş kilidin buzunu ateşle eriterek caminin kapısını açarak ve beni mihrapta bekliyordu Camiye ben girince ayağa kalkıyor(kalkma ne olur)desem de (hayır dama girince hayvanlar bile ayağa kalkıyor ben bir insansam niye kalkmayayım )diyor.
Sünnet törenlerini Aslançeri amcaya sorduğumda anlatabilmekte epey zorluk çektim,(eskiden öle bir şey vardı galiba )dedi.
Sizin gibi düşünen genç kardeşlerimiz var. Oraya gitseler karşılaşacakları zorluklar neler olur yada dini amaç edinmiş kardeşlerimizin muvaffak olma şansları nedir?Bizim gibi düşünen dini irşad ve eğitim için oraya gidenlerin başarılı olabilmeli için, önce kendi dini, ahlaki ve kültürel eğitimlerini en yüksek seviyede tamamlamaları gerekir. Adigeceyi onlara vaaz ve irşad seviyede öğrenmeleri gerekir. Kelleyi koltuğa alabilecek seviyede cesur olmaları, maddi kazançtan uzak sırf ALLAH (c.c.)ın rızası için gitmesi gerekir,gittiğinde de de zorluklar karşısında benim gibi çabuk pes etmemesi gerekir…
Orada Çerkes kültürü daha mı güzel yaşanıyor, yoksa burada kaybetme korkusu olan insanlar mı kültüre daha çok sahip çıkıyor? Bize bakışları nasıl?Rusların ve komünizmin öyle eğitim bombardımanına tutulmuşlar ki, hicret edenlere, Osmanlı ve Türkler tarafından her türlü kültürel maddi ve manevi değerleri yok edilmiş ve tamamen asimile olmuş gözüyle bakıyorlar. “Nezaman kurtulup anayurda dönüyorsunuz? Hemen dönün!” diyorlar. Tabii biz de anlattıklarının tamamen tersi olduğunu, asıl kendilerinin gelip gözleriyle görerek mukayese etmelerini öyle değerlendirmelerini her fırsatta anlatmaya çalıştık. Mesela, Posta hanede, hem Balıkesir’e hem Maykop’a aynı anda telefon yazdırdık; dakikasında hemen Balıkesir çıktığı halde, Maykop’u saatlerce bekledik, fark bu dedik: aslında kendileri itiraf ettiler.
Biz genç arkadaşlara bu konu ile ilgili olarak neler tavsiye edersiniz?Gençlere tavsiyem; dinimizi, dilimizi, kültürümüzü iyi öğrensinler, kendilerini iyi yetiştirsinler. Fedakâr, cesaretli, mücadeleci olmak şarttır. Sorumluluk sahibi ve sonsuz ümitli olmak gerekir. Görevimizi elimizden geldiği kadar, kardeşlik, birlik içinde yapmaya çalışmalıyız, tefrikadan şiddetle kaçınmalıyız.
Sizce oradaki insanların geleceği nasıl olur?Kominizmin bir nesil boyu darbesini yiyen insanların geleceği, maddi ve manevi toparlanması; o insanların İslamiyetle tekrar buluşmasıyla doğru orantılıdır. Her şey o kadar yıkılmış ki, İslamiyetsiz, bu günkü haliyle yeniden hayata geçmeleri mümkün değildir. Cahiliye devri Arapları İslamiyetle buluşunca nasıl cihan medeniyetini kurmuşlarsa aynı gerçekler Adigeler ve diger bütün insanlık içinde geçerlidir.
Hat sanatıyla uğraşıyorsunuz bildiğimiz kadarıyla, kaç yıldır bununla uğraş veriyorsunuz, hat sanatı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Hattı Çerkes motifleriyle birleştirmeyi hiç düşündünüz mü?Hat sanatı, Allah cc kelamı Kuran’ı kerimin sanatıdır, İslam sanatıdır. Çerkez alfabesinin eski yazıyla hat sanatıyla hazırlamışlar onları götürdüm meğer kiril alfabesi ön kesmiş. Alfabe demek bir milletin kültürü demektir. Bir milletin kültürünü yok etmek için önce milletin alfabesini değiştirmek kafidir.
Birleşik Kafkasya projeleri nelerdi? Hazırlanan derginin içeriği nelerdi?Dünyadaki Müslümanlıkların bugünkü perişan hali Kafkasyadaki halklarında perişan hallerinin bir büyük parçasıdır. Düşman,’’Böl, Parçala, Yok et…’’stratejisini daima uygular. Kendileri birleşirken Müslümanların birleşip güçlenmemesi için her türlü tuzaklarını kurarlar.
Müslümanların her türlü fitne, fesat ve tefrikadan uzak İslamın, Kur’an ve Sünnetin öğrettiği birlik ve kardeşlikle kenetlenmekten başka yaşam çareleri yoktur. Aklı başında, inançlı herkes, tefrika ve ayrılık yerine birleşmenin çarelerini aramayla ve bulmaya çalışmalıdır. Bizim öğrenciliğimiz sırasında 1960’larda. Bu gerçeğin bir uygulaması olarak ‘’Birleşik Kafkasya Dergisi’ni çıkarmaya ve yaymaya çalıştık.
Bu güzel soruları sorma kabiliyetindeki gençlerimiz, sizler bizim geleceğimizsiniz … Sizleri tebrik eder Allah (c.c.) ‘tan sonsuz başarılar diler. Bize bu fırsatı verdiğiniz için sonsuz teşekkürlerimi sunarım, sağ olun, var olun.
İBRAHİM DÖNDERhttp://muslumancerkes.com/haberler/kafk ... en-soylesi