Sultan Kılıç Girey (1880 - 1947) 
Adıge general. Kuban bölgesinde, bugün Adıge Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan Vulape köyünde, köken olarak Kırım Hanlarına dayanan soylu bir Çerkes ailesinin çocuğu olarak doğdu. Şahançerıy ve Melekhan'ın oğludur. İlk ve orta öğrenimini Kafkasya'nın çeşitli kentlerinde yaptıktan sonra Yelizavetgrad Süvari Okulu ve Süvari Harb Okulu'nu pekiyi dereceyle bitirdi. Çeşitli askeri görevlerde bulunduktan sonra 1914'de Birinci Dünya Savaşı'na Kafkas Süvari Tümeni (Dikaya konnaya diviztya)'nın Çerkes Alayı'nda tabur komutanı olarak katıldı. Savaş içerisinde Albaylığa kadar yükseldi. Kuban bölgesinde iç savaşın başlaması üzerine 12 Mart 1918"de Kuban Ordusu ve Hükümeti tarafından Tuğgeneralliğe yükseltildi. Yekaterinodar'da toplanan gönüllü Çerkes Süvari Alayı'nın komutasını ele alarak "Kuban seferi"ne katıldı ve Kızıl Ordu'ya karşı önemli başarılar gösterdi. 8 Aralık 1918'de "Gönüllü Ordu" içinde oluşturulan Çerkes Süvari Tümeni'nin Komutanlığına getirildi. Kuban-Karadeniz ve Terek bölgelerinde ve kuzeydeki Tsaritsin cephesinde Sovyet Kızıl Ordu birliklerine karşı başarılı bir şekilde savaştı. Gönüllü Ordu Başkomutanı General A. I. Denikin tarafından "yiğit bir Gönüllü ve Rusya merkeziyetçisi" olarak nitelendirilmesine karşın, birçok kez ona da karşı çıkmış, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı yürütülen saldırgan politikalar, Abhazya sınırındaki silahlı çatışmalar, Kuban Bölgesi Meclisi'nin silah zoruyla dağıtılması gibi olaylarda kesin bir şekilde karşı tavrını koymaktan çekinmemişti. Bu yüzden, cesur ve yurtseverce davranışlarıyla Abhaz-Adıgeler, Karaçay-Balkarlılar ve Çeçen-İnguşlar başta olmak üzere tüm Kafkasyalılar arasında ün kazanmış bulunuyordu.
1920 baharında Gönüllü Ordu'nun yenilerek ülkeyi terk etmesi ve kısmen de Kızıl Ordu birliklerine ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Savunma Konseyi birliklerine teslim olmaton sırasında Karadeniz yöresine çekilerek subayları ve askerlerinden bir kısmıyla birlikte Abhazya yöresine geçmeyi başardı. Daha sonra bin kadar Çerkesle birlikte Kuban'a dönerek Karaçay-Abaza-Adıge yörelerinde, Dağıstan ve Çeçenya'daki halk ayaklanmasına paralel olarak oluşan ve Ağustos-Aralık 1920 arasında altı ay kadar süren milli ayaklanmaya önderlik etti. Ayaklanmaların üstün Kızıl Ordu birlikleri tarafından bastırılmasından sonra, bir kısım arkadaşlarıyla birlikte zorlukla Abhazya yöresine geçti. Gürcüstan Cumhuriyeti'nin de Kızıl Ordu'nun saldırısına uğrayarak Sovyetleştirilmesi üzerine Türkiye'ye iltica ederek bir süre Samsun'da yaşadı. Bu sırada Yunan işgaline karşı savaş vermekte olan TBMM Hükümeti'nin ordusunda görev alma isteği, Dışişleri Bakanı Bekir Sami Kundukh'un da aracılık etmesine karşın Genelkurmay tarafından "Türkçe bilmemesi ve rütbesinin yüksek oluşu" nedeniyle kabul edilmedi. Bunun üzerine Vrangel donanmasıyla Fransa'ya giderek Paris'te yerleşti.
İki Dünya savaşı arasında yaşadığı Paris'te, Sovyet Rusya karşıtı ve bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'ni yeniden oluşturmak gayesiyle Promete cephesine dahil olarak mücadele veren "Kafkasya Dağlıları Halk PartisF'nin kurucu ve yöneticileri arasında bulundu. Kafkasötesi Cumhuriyetleri (Gürcüstan, Azerbaycan, Ermenistan) temsilcileriyle ortaklaşa oluşturulan "Kafkasya İstiklal Komitesi" İçinde aktif yer aldı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Berlin'de, içinde eski Kafkasya siyasi göçmenleri ile Almanlara esir düşen yada iltica eden Kafkasyalıların birlikte yer aldıkları "Kuzey Kafkasya Milli Komitesi"nin ve Kuzey Kafkasya Lejyonu'nun önde gelen kişilerindendi. Kafkasyalılardan oluşan bir kurulun başında olarak Kafkasya'nın Alman işgali altına girmiş bölgelerinde de bulundu ve köyüne kadar gitti.
Savaş sona erdiğinde çeşitli ülkelerden gelerek bir araya toplanan, Kuzey İtalya ve Avusturya'ya kadar çekilen on bin kadar Kuzey Kafkasyalı mültecinin arasında bulunuyor ve onların Temsilciliğine seçilmiş bulunuyordu. Mayıs 1945'te, bu Kafkasyalılar ile aynı bölgede yerleşmiş bulunan Kazaklar, Yalta Anlaşmasının gizli bir hükmü uyarınca, İngiliz-Amerikan Komutanlığı tarafından aldatılmak suretiyle zorla Kızıl Ordu Komutanlığına teslim edildiler. General Sultan Kılıç Girey, asla "Sovyet insanı" olmayı kabul etmemiş olması nedeniyle bu zoraki teslim faciasının dışında tutulmasına karşın, yiğitçe bir davranışla soydaşları ve arkadaşlarının feci sonunu paylaşmayı yeğledi. İngiliz ve Amerikalı subayların şaşkın bakışları arasında, kendi isteğiyle Kızıl Ordu Komutanlığına giderek amansız düşmanlarına teslim oldu (Mayıs 1945).
Alman hükümetiyle işbirliği yapmış bulunan Rus General Vlasov ve bazı Kazak generalleri ile birlikte "Sovyet Yüksek Askeri Mahkemesinde "yargılanarak" ölüm cezasına çarptırıldı ve asılmak suretiyle Moskova'da idam edildi (1947).Sefer E. Berzeg: "General Sultan Kılıç Girey (1917-1921 Yıllarında Kuzey Kafkasya-Bolşevik Rusya Mücadelesinden Sahneler). Birleşik Kafkasya. No: 2, 3, 5, 6, 8-9, 10-11-12. İstanbul 1964-67.
Ahmet Hazer Hızal: Kuzey Kafkasya (Hürriyet ve İstiklal Davası). S. 117-122. Ankara 1961. Murat Becanov: General Sultan Girey Kılıç "Sovyetskaya Kuban". Krasnodar 1999.
Sovyetskaya derevnya glazami VÇK-OGPU. Tom 1. 1918-1922 Dokumentı i malerialı S 805-806. Moskova Rosspen 1998.
http://www.kafkasfederasyonu.org/kultur ... _girey.htm