decenqua yazdı:
Diğer konuya gelirsek;General Girey'in kırım hanlığı'ndan gelip adige kökenli yazılmasında;özellikler 17.yy da yaygın olan ve kırım hanlarının atalığını adigelerin yapıyor olması da etkili olabilir:
''Kirim hanlari tarafindan Çerkezistan'a özellikle Sahib Geray Han (1512-1551) Kaplan Geray Han (1707-1707) ve Saadet Geray Han (1717-1724) dönemlerinde bir dizi seferler düzenlenmistir. Kirim hanlarinin basarilar elde ettikleri bu seferlerde yer yer agir maglûbiyetler aldiklari da olmustur. Kirim Hanligi ile Çerkezistan arasinda bu siyasî mücadelelerin yanisira dostâne iliskilerin de söz konusu oldugu görülmüstür.Bu dostâne iliskilerin tesisinde rol oynayan önemli faktörlerden birisi de, kisaca bir nevi "çocuk egitme ve yetistirme" sistemi seklinde özetlenebilecek olan "Atalık" müessesesidir.
Atalık müessesesi, Çerkezistan'da yerlesmis eski bir gelenege göre yeni dogan bir çocugun belli bir süre sonunda, iki - üç yasini geçmeden baska bir aileye verilerek, delikanlilik çagina yani, on bes - on alti yaslarina gelinceye kadar egitilip yetistirilmesinden sonra tekrar asıl ailesine teslim edilmesi sürecidir.
------------------------------------------------------------------------------
Atalık kelimesini kabul etmiyorum, kırım Türkçesinden geçme bir kelime.Çok Türkçe bir kelime.Özellikle Kaberdeylere kabul ettirilmiş,kullanılırlığı oturturulmuş bir kelime.Bu da Kaberdeylerin Balkar,Karaçay ve Noğaylara yakın olup, yoğun Kültür alışverişinden olabilir.Çerkeslerin şöyle bir tarafı da vardı bence,başka kültürleri çabuk kabul edip onlarla çabuk haşır neşir olup kültür ve yaşam tarzlarını alıyorlardı.
Aslı Pu'ur'dur.
Bu gelenek Çerkes kökenlilerin bir geleneği.Dediğiniz gibi 3-5 yaşından sonra genellikle erkek çocukları cengaverlikle ünlenmiş ve savaşçı delikanlıları,çocukları olan ailelere veriyorlardı.Ayrıca Xabzelerde de çok itinalı ailelerdi bunlar.Bu ailelerin çocuklarının savaşçılıklarını,maharetlerini gözlemleyerek ve aile içersindede Xabzelere göre halve-gidişi öğrenerek delikanlı çağına kadar yetiştirilirdi.
Ve o ailenin mensup olduğu köy dahi onun yetiştirilmesinde hassasiyet gösterecek kadar itinalı davranırdı bu çocuğa.Daha sonra o köyün Thamedesi ve etrafındaki yaşlı kurultayının doğal gözlemleyişi ve kararıyla Pu'ur'un yetiştirilmesine son verilir,en son olarakta ani bir şölen havası oluşturup onu Huaho (Hoh)'a tabi tutarlardı.
Thamede ve konseyinin onaylayışıyla Pu'ur ayrı bir eylence-şölen tatbikiyle ailesine teslim edlirdi.Bu da 18-20 yaş'a tekamül ederdi.
Kafkas savalarından önce Kız çocuklarının dahi ablaların,yani yetişkin kızların çok olduğu evlere Pu'ur verildiği vakimiş.Fakat savaşların çok sık yaşandığı dönemlerde bu daha çok erkek çocukları üzerinde işlerlik kazanmış.Pu'ur aileleri Kafkasya'da Pu'ur yetiştiriciliğinde çok ünlenirler ve tanınırlarmış.
Diğer konu dediğiniz gibi, Kırım hanlarıyla ilişkilerde Kırım Tatarlarınca da Pu'ur'luk geleneği çok ilgi çektiğinden, çocuklarını Çerkes ailelere vermek gibi bir gelenek hasıl olmuştur.Ve hatta bu geleneği daha sonra Tatarlar kendi aralarında da tatbik eder olmuşlardır.Bunları rahmetli dedemden dinlerdim..................
Size katılmamak elde değil,kültür etkileşiminden kaynaklanan kavram karmaşası...
Genaral girey'e gelince, ya Kırımlı Tatardır veya Adiğe.Almanyaya gitmiş 2'nci,3'üncü nesil hiç Türkçe bilmeyen Türk Çocukları var.Bunlara Alman diye bilirmiyiz, eğer ben Türküm diyorlar ve bu bilinçteyseler.
Bunun gibi bir şey,rahmetli Kırımlı bir aileden geldiğini Tarihe iz düşecek kadar itirafta bulunmuş ve biz bu gün bunu yazıyor ve söylemleştiriyoruz.Allahaşkına biz bir milletmiyiz (Adiğe-Abhaz herneyse).Onun için herkesi Adiğeleştirmekten,Abhazlaştırmaktan vaz geçelim.Eğer bir milletsek ne dediğimizi,ne yaptığımızı bilmeliyiz.Böyle çelişkili şahsiyetleri, ki çelişkili değil Kırım Hanlığına mensup biri,Adiğe,Abhaz demeyelim.
Bana çocuk oyuncağı gibi geliyor ve bir millet olduğunu söyleyen bir halk üzerinde kavram kargaşası oluşturup gülünç duruma düşmeyelim.
Rahmetli Girey Kuzey Kafkasyada yetişmiş olabilir,Kültürüde giyimide benimsemiş olabilir.Kuzey Kafkasya davasında çokta verici olmuş olabilir ki , bir Çerkes olarak dua ediyorum, Allah razı olsun,Mekanı cennet olsun.
Fakat aslını unutmamışlığı, asimilasyon sürecinde yok olmamışlığını gösterir.Manidardır.
Çocukluğum da Köyümüzde çok güzel Çerkesce konuşan 2-3 aile Bulgaristan Göçmenleri vardı.Hatta yaşlıları Türkçeyi zor konuşurlardı.Fakat onların Türk olduğu bilinirdi ve kendileri de bilirlerdi.Ve ya diasporada artık çoğumuz Çerkesce bilmiyor ve Türkiye için çoğumuz canımızı vermeye hazırızdır,veririz de, şimdi biz Türkmüyüz,bu da bunun gibi bir şey...........
Selamlar.....................
Ben de kendisine saygı duyuyorum,ne olursa olsun,nazi almanyası'nın sovyetler'e saldırımasıyla elimize (kuzey kafkasyalılar olarak) bir fırsat geçmiş ve bu insanlar ellerinden geleni yapmışlar;her kim bizler için,kafkasya için samimi bir şekilde yararlı işler yapmışsa ,o bizden'dir;kökeni ne olursa olsun,hele hele kafkasyadaki savaşlarda en iyiler birer birer şehit olmuş ve geride kalan bir avuç insanımızın başında olan rusya kuklalarını gördükçe insanın kökeni benim için ikinci dereceyi alıyor...
saygılar