|
dışa kapalı bir toplum olduklar için olabilir mi? -----------------------------------------------------
dışa kapalı bir toplummu.......Keşke öyle olsaydık.Dışa kapalı bir toplum olsaydık,her hayat görüşüyle,yaşam şekliyle bağdaşlık kuran bir halk olmaz,asimilasyonun seyir defteri bu hızla ilerlemezdi.Kimlere kızlarımız gitmedi.Delikanlılarımızda öyle.Bu yaşıma kadar yapmış olduğum Çerkes kızlarındaki evlilik seyrisefer istatiği şu.
1 Pakistanlı 1 iranlı 2 suudi arabistanlı 3 Avrupalı
Bulundukları ülkelerdeki halklarla olanları saymıyoruz zaten.Onada şöyle şahidimdir.1 yerleşik olmuş Roman,3 Kürt,7 Karadenizli sayamayacağım kadar Anadolumuzun çeşitli vilayetlerine mensup Türk kökenliler...Bunlardan biri Ablam tabi....
Bunada bir anımı ekleyerek son vereyim.
Bu gün Esenler denen oraların 1973-75 seneleri falandı zannederim.Orada bir çiftlik var hala oralardan geçerken o çiftliğe bakar,etrafta Boşnak çocuklarıyla koşturup, çeşitli oyunlar oynadığımız ağaçları arar gözlerim.Bir çeşmesi vardı kendi halinde akan, hayvanların su yalaklarının taşması sonrası, kendince daha bir aşağı yönlere derecikler halinde akan.Çifliğin dev kapısı günün belirli vakitlerinde açılır bir sürü büyük baş hayvan bu 15-20 metrelik doğal taş oymalı yalaktan su içerdi.Hayvanlarla cebelleşir muzurluklar yapardık.Sığırtmaçı bağırtırdı,''Durun be haylaz kızancıklar,bakın vuracığım şu susağı kafanıza şincik'' diye bağırtırdık adam cağızı.Sığırtmaç elinde getirdiği susakla su içen hayvanlarının üzerine su döker, serinletme işlemi yapardı. Bundan daha çok Mandalar hoşlanır, onlara daha bir ihtimam gösterir, yıkanmalarını uzatırdı.İneklere bir iki tas dökerse,Mandaların her birinin üzerine beş altı kez susak dolusu su boca ederdi.Buğday,Mısır,Patlıcan,Domates v.s. ekiliydi oralar o yıllar.
Çiftliğin kendi tarlalarının sınırından sonrada yerleşim yerleri başlardı.Nüfus Boşnak ağırlıklıydı,hatta Çiftliğe gündeliğe gidenleri bilirim.Tabi gittikçede Anadoludan gelenlerin baskınına uğrayan bir semt oldu yıllar geçtikçe.Kimbilir şimdi mumla aransa Boşnak bulmak mucizedir o muhitte...
Ben oralara yaz aylarında, okul tatillerinde giderdim.Bir başkaydı çocukca hayellerimin çocuk bahçesi olan oralar.Teyzemin kızı orada oturuyordu. Bakkalları vardı,Yozgatlı bir Türkle evliydi,eniştemiz yakınlardaki bir fabrikada çalışır,teyze kızım bakkalda dururdu.Yaz aylarında yine bir Türkle evli olan, annemle yaşıt dayısının kızı, yaşıtım Sadiyeyle ikimiz yaz aylarında bilhassa Teyze kızımıza gitmek için her yola baş vurur ve soluğu Esenlerde alırdık.Sadiyeyle kafa dengiydik çünkü.Sadiye küçük yeğenimiz Mineye bakar,bende teyze kızı Yüksel ablamızla beraber bakkalda dururdum.Tabi hep ablamızın etrafında olur,onun musade ettiği vakitlerde Çiftliğin arazisinde çocukca enerji boşaltma harekatlarına başlardık.
Bakkalda bir bayan olunca,o yıllarda hala küçük bir kasaba görünümündeki sosyal ilişkilerdeki sıcaklıkları,samimiyetleri düşünün ve Teyze kızımın yanına ayrıca üşüşen muhabbetci teyzeleri tassavur edin.Günde bir kaçkere çayını demleyen,poğça,çörek,kek yapanların uğrak yeri ve kaynatılan sokağı ilgilendiren,güncel ve gündemik konular.Belkide çift dikişli tahsil hayatımda en iyi olan üç dersimden, Türkçenin çok iyi olma sebepi bu olsa gerek.Çünkü yaz tatillerinden bir sürü hikayelerle dönerdim tahsil hayatı sürecine.Sınıfta benim kadar güzel kompozisyonlar hazırlayanlar,edebi yazılar yazan olamazdı.Benim kadarda bu hikayeleri Resmeden.O yıllarda sülalemde var olan bir sürü Balkan ve Kurtuluş savaşını yaşamış olan yaşlılarımın anlattıklarıyla Tarih dersi konularını süsleyen bir başkası çıkamazdı karşıma...
Herneyse,.... Esenlerdeki esas anlatmak istediğim,hikayelerden birine değinmek istiyorum şimdi.Teyzemin Kızının bakkalının karşısında,Çiftlik arazisinin kenarında iki gözlük,çatısı dahi olmayan bir evcaz vardı.Mardinli bir aileydiler hafızam beni yanıltmıyorsa.Evin hanımının adını bilmiyorum ama evin babasının adı Kuzi idi.5 çocukları olan bu ailenin en büyüğü, esmer güzeli zarif bir Kürt kızıydı.Tek taraflı bir aşk hikayesinin mahallede çok konuşulan günün konusunun bayan müsebbibi....
Yine Karadenizden gelip yerleşmiş, hali vakti çok iyi olan,bakkalımızın arkasında 4-5 katlı evlerinde oturan ve o yıllar çok moda olan yayla genişliğindeki Şavrole arabası olan bir ağbimizin Leylasıydı o...Bakkalda toplaşan kadınların arasına da o da olurdu bazen annesiyle.Çocuğun tarafından konuşan bir sürü mahaleli kadınlar vede.Kıza akıl verenler,rahat edeceğini söyleyenler,Ayağın yere basmayacak diyenlermi,görümcelerinin hepsi evli evin bir tek oğluyla evli olup tek gelin olacaksın nasihatleri çekenlermi.Ayrı dairen olacak deyenlermi v.s...
Bu gün gibi kulağımda muhafaza ettiğim bir cevabını unutamam,bu asil Kürt kızının verdiği yanıtı.
_Ben Kürt olmayan biriyle anlaşamam,soğan ekmek yiyeyim yeterki anlaşacağım Kürt biri olsun....
Ben hala inanıyorumki,hayatımda bir çok gördüğüm örnekleri vardır,eğer o bir Çerkes kızı olsaydı,öyle dendiği gibi naz maz yapmaz zıplardı....
Ve Kürtler nerede,biz neredeyiz....Şapkalarımızı; delikanlısı,kızı önümüze koyarak düşünelim hele.....
_________________ Çerkes İsimleri Çerkes Kimdir
Çerkez Müzikleri - Kafkasya - Çerkez - Google - Çerkez İsimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Çerkes Sitesi - Circassain - Cerkes.Net - Çerkez Tavuğu - Adigece Sözlük - Sohbet
|