Tlepsh yazdı:
Sayın Mahir Öztürk,
Anladığım kadarıyla “türk” kelimesini “insan” kelimesiyle özdeşleştiriyorsunuz. Bu doğruysa “türk” kelimesini küçük harf “t” ile yazmanız lazım. Arapça olan “insan” kelimesi genel bir isimdir. Yeryüzündeki tüm akıllı varlıklara verilen genel bir isimdir. Türkçede bu kelimenin karşılığı “tanrısal tür” veya “akıllı tür” anlamına gelen “türok” ise “ey insanlar” demek için “ey türoklar” deriz. Ama “ey Türkler” demeyiz.
Hucurat suresi 13. ayette Allah bize şöyle der:
Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
Sizin de belittiğiniz gibi Erkek veya dişi doğmak bizlerin elinde olamayan bir şey. Türk doğmak veya Çerkes doğmakta bizlerin elinde olmayan bir şey. Veya sizin gibi Türk ana ve Çerkes babadan doğmak ta kendi elimizde olamayan bir şey.
Ama bir erkeğin dişi, bir dişinin de erkek olmayacağını biliriz. Öyleyse bir Çerkesin Türk bir Türkün de Çerkes olmayacağını da biliriz. Kadın olmak, erkek olmak, Türk olmak, Çerkes olmak bizlere bir ayrıcalık, başkalarından üstünlük, başkalarından fazla hak hukuk vermez. Seçkin olabilmek için "insan" olabilmek başkalarının hakkına hukukuna saygılı olabilmek, kendimiz için istediğimiz güzel şeyleri başkaları için de isteyebilmek gerekir diyor Allah.
Sizin açıklamanıza dönelim; “insan = türk” öyleyse “Türkiye Cumhuriyeti = İnsanların Cumhuriyeti” olmalı. Böyle bir cumhuriyette bütün fertler, ve etnik gruplar birbirine denk olmalı. Çünki bunların hepsi insanlardan (sizin teriminizle türklerden=türoklardan) oluşuyor. Bu insanlar cumhuriyetini oluşturan etnik gruplardan birinin kendi dili ile ilk okulu, lisesi, üniversitesi varsa diğer etnik grupların da kendi dilerinde ilk okulları, liseleri, üniversiteleri neden olmasın?
Merhabalar Sayın Tlesph Bey!
Cevap için biraz geçiktim özür dilerim.Gereksiz bir tartışma doğdu.Yeri de burası değil üstelik.Bir soru soruldu ancak,hakaretler havada uçuştu.Haklı olup olmama konusu değil bu bence ama dediğim gibi, “O Türk mü,bu Türk mü…” diye sormadan önce Türklük ne demek bilmek gerekirdi.
”Evet” ya da “Hayır” diye bir cevap yok işin aslı.Çünki açıklamaya çalıştığım şey “milletler taksimi” anlayışımız gereği “dünyanın bir kısmı şucu,bir kısmı bucu…” diyemeyiz.Bize göre birlik olan ve olmayan vardır. Şaman der ki: “Gök Çadır Altında Bir Devlet,Bir Budun”. Günümüz siyasetinin çarpık oluşunun nedenini az çok herkes bilir.Devlet ve tabi halk asıl erkken,derebeyleri yeterince kazanamazlar.Güncel siyaset yapısını ve kavramlarını Batı’dan almaktadır.Yani tüccar devletlerinden,derebeyliklerinden.Sonuçsa ortada.Biz de burada kim olduğumuzu tartışıp,birbirimize küfrededuralım.Dünyamızı yağmalayanların bize anlattıkları tarihe bilinecek değil,inanılacak birşeymiş gibi baka duralım ve haliyle sorgulamayalım, sınamayalım hala. Tarih Mühendisliği diye bir alan oluştu.Bunun ne demek olduğunu bazılarına anlatamıyoruz.Neden buna gerek duyuldu?
Başta doğa olmak üzre,tarihin getirdikleri dahil her unsur,kültür toplumlarında kültür olarak derine işler.Her an bir yerlerde kendini gösterir de.Eğer bir kültür toplumu dinamik bir yönetselliğe sahipse.İçekapanık olmayıp büyük bir göçmen ve göçebe kültürüne sahipse,gittiği heryere ancak kültür taşır,oradan da ancak kültür alır.Neden göç ettiği değildir tek mesele.Göç ettiğinde ne yaptığı,hatta o göçleri onbinlerce yıldır nasıl yaptığı da önemlidir.
Bir yazı sistemi bir anda ortaya çıkmaz.İnsanoğlunun düşünceyi yazıyla simgeleme süreci yüzbinlerce yıl önce mağara resimleriyle başladı ve gelişimi hala devam ediyor.”Simge” önemli bir terimdir.Resimlerin nicelik olarak kalıplaştılırmaya başlanması bilindiği kadarıyla en az 22 bin yıl öncesine dayanır.İlk yarı resim-karakterler 16-17 bin yıl öncesine dayanır ve Şaman kültürünü anlatan metinler bulunmuştur.Bir de Tanrı'nın Türk'ü nasıl yarttığını anlatan bir yazıt biliyorum.Bazıları Anadolu’dadır.Örneğin Trabzon dolaylarında,Üzerinde “Evrende Evrenleşmek” anlamında bir yazıt bulunmuştur. “Halkın Ekmeği” yazılı bir metin de biliyorum.İlk Kez Sayın Haluk Tarcan göstermişti. Kütahya’da,Erzurum’da,Hakkari Gevaruk Yaylası'nda ve daha nice yerde çok eski,15-16 bin yıllık metinler var.Bulunan yüzbinlerce yazıt bütünüyle Türkçe.
Bazı damga ve şekiller yanyana sıralanıyorsa bunun bir yazılımetin olduğu değerlendirmesini yapmak doğal birşeydir.Hele hele bu sıra dizini içinde,karakterlere verilen ses değerleri sadece Türkçe olarak “anlamlı metin” oluşturuyorsa buna ne denebilir? O çağlarda 7 milyar insan yok.Biraradalıklar ve içiçelikler daha mümkün.
Örfler yoluyla anlaşmak salık verildiyse,örfe önem verilmiş olduğunu tespit etmenizi beklerim;ırka değil.Tufandan sonra insanların dilleri ayrılmak suretiyle cezalandırılmış olmasına da dikkatinizi çekerim.Demek ki dil,başta ortaktı buna göre.Ve aynı şekilde insanlık ta tek milletti.Kadirbilmezliğimiz yüzünden ayrıştırıldık.Çünki örfle, başka bir deyişle kültürle yaşamaktan vazgeçip birbirimize düşmüştük.Cezamızı kendimiz belirledik insanlık olarak.Ayrıştık.Burnumuzu sürte sürte anlayacağız hatamızıumarım.Umarım birgün farklılıklarımıza göre ayrışmayı ya da benzerliklerimize göre kaynaşmayı değil,herşeyiyle sadece doğayla yaşamayı benimseriz.Türklük denen şey bu tür düşünceden başka bir şey değil.O yüzden biz herşeyi ve herkesi “biz” olarak görüyoruz.Ha,"Yozlaşıyor muyuz?" derseniz o doğru.Hem de fazlasıyla.Dilleri,kültürleri yargılamak ne ayıp bir şey.Ama birilerinin de bir Türk devletine ırksal tanımlama yaptırmaya çalışması da ayıp bir şey.Ve bu bir oyun.Ne yaptıklarını iyi biliyorlar.Çünki düsturu biliyorlar.Sonuçlarından da maddi rant elde ediyorlar.Bunlar hep aynı kişiler.Aynı yalaktan su içiyorlar.
Çok uzatıyorum kusuruma bakmayın lütfen.
“Türk” kelimesi diyorduk. Bir Oy Bil Devleti’nin halkına verdiği ortak addır bu.O yüzden özel addır.Bu kelimenin Özel ad olarak kullanıldığı ilk yazıtlar 15-16 bin yıl öncesine ait deniyor.Yazıtlar kamuya da açık tutuluyor.
Örneğin “halk türküsü” derken küçük harfle yazılır.Tanrı veya Tanrı’nın sıfatı da özel tutulduğu için büyük harfle başlanır.Ancak Türkçe’nin imkanlarının sınırı yoktur.Sentaks ya da semantik doğrultuda TANRI kelimesi özel ad olmaktan çıkarılabilir.Örneğin, “yaratıcı fikir” deki gibi cins kelime olarak kullanabileceğiniz gibi “Yaratıcı” biçiminde söylersiniz özel ad olur.Daha önemlisi “Ey yaratıcı olan Yaratıcımız” biçiminde de cümle kurmanız olanaklı.Özel adlarda sentaks yada semantik tetkikler yapılabilir tabiki ama anlatım sırasında bunu gözardı edebilme olanağınız vardır ve bu anlatım hazinesine zenginlik katar.
Diğer lehçelerde sizin dediğiniz gibi küçük harfle de kullanılıyordur belki ama Türkiye Türkçesi’nde tek başınayken küçük harfle yazıldığını hiç görmedim.Çünki burada bütünüyle halkın özel adı olarak kullanılıyor.Ayrı ayrı “tür” ve “öke” zaten kullanılıyor ve genelde sentaks biçimleri ele alınıyor.Özel ad olursa ya da cümle başında kullanılırsa tabiki bildiğiniz üzre bu kelimeler de büyük harfle başlar. Eskiçağda özel ve genel adları ayırmak için bir im kullanılıyor muydu diye araştıracağım.Çünki büyük ve küçük harf uygulaması oldukça yeni.Cümle başları için bazı imler ve yöntemler var.
Türkiye Türkçesi ve diğer lehçelerde eskiye göre değişen şeyler var.Bunlar konuşma ve yazınımıza bazan olumlu,bazan olumsuz yansımıştır.Düzgün bir eğitim sistemi ve kişişel özenle bunlar aşılabilir.Bu arada şunu da belirteyim.Türkiye’de Türkçe’yi en doğru,en zengin haliyle kullanan kesim yörükler ve köylülerdir.TDK ve MEB ise işin cılkını çıkardı.