|
Hayir arkadaslar sizin sülalelerinizle , burada armalar icin yazilmis sulaleler farklidir.
Thawshe sulalesinden olan adiGErkan , izmirin ilkkursun ve ertugrul koylerinde sizin sulalenizden olanlar var.Benim de cok samimi birkac arkadasim sizin sulalenizden.
Tesh1u ayri bir sulaledir.
19luadige , sizinde sulalenizi duydum ancak hangi koydedirler bilemiyorum.
gaye1 , sizin sülaleniz çok ünlü bir sülaledir.Hathı'ların oğlu Koç'asın hikayesi yaklaşık 300 yıldır Çerkesler arasında anlatılan bir hikayedir.
Bir anlatıya göre,öykü şöyle özetlenebilir: Şapsığ diyarından özgür bir avcı olan Hatkhı oğlu Koç'as (Хьатхы икъо Къок1ас) ile Hatukay beylerinden (пщы) Devay Pşıkhafe (Дэуай Пщыхафэ) arkadaştır.Birgün Pşıkhafe,ganimetlerle birlikte yağmadan döner.Bu arada bir kağnı arabasındaki bir kafes içine konmuş iri kıyım bir delikanlı da getirilmiştir.Koç'as beye dönüp,"Bu denli iri ve güçlü-kuvvetli biri nasıl olur da böyle bir kafese girer?" diye sorar.Bey de,böbürlenerek ve uluorta,"Koç'as,sen onun düştüğü durumu bir bilseydin ve sen de o duruma düşseydin,tıpış tıpış aynı kafese girerdin" karşılığını verir.Bey'in bu tür konuşması karşısında,Koç'as kızar,"Beni kimse öyle bir kafese sokamaz,buna sen dahil,kimsenin gücü yetmez" der.Tartışma,giderek atışmaya,sonunda da inatlaşma ve boy ölçüşmeye (л1ышъхьэ зэтэх)dönüşür.
Koç'as,Pşıkhafe'ye istediği yerde karşılaşmaya hazır olduğunu söyler.
Çok geçmede Pşıkhafe,silahşörleri (оркъ/ "verk"leri) ile birlikte Koç'as'ın av kampına doğru yola koyulur.Akşam üzeri bir toz bulutunun kampa yaklaşmakta olduğunu görürler.İçlerinden biri bir ağaca çıkıp gelenlere bakar,ardından "Koç'as,der,gelenler var,konuk desem fazla,ordu desem az".. Derken birazdan Devay Pşıkhafe,yetişir,Koç'as'ın yanındakilerin çoğu ormana kaçar.
Pşıkhafe,Koç'as'a,"Sana bir şans tanıyorum,hadi bin terkime,seni prensese (guaşeye) götüreyim,seni kölesi mi yapar,ne yapar,artık onun bileceği şey,haydi atla arkama" der.Bu tür bir konuşma özgür bir Adıge'nin kaldırabileceği birşey değildi.Koç'as da,"Pşıkhafe,ben,at terkisinde götürebileceğin kişilerden biri değilim,bunu iyi bil,bilmiyorsan,evindeki güzel prensesine sor,o bunu iyi bilir" karşılığını verir.Bu sözler karşısında çılgına dönen bey,"Vurun şu köpeği" diye kolunu kaldırır.Böylece Koç'as'ın beklediği fırsat eline geçmiş olur ve bunu hemen değerlendirir,zırh kuşandığı için vurması olanaksız gibi olan beyi,şimdi kol yeninden gönderdiği tek bir ok ile,yandan,tam kalbinden vurur.Adamları hemen beyin başına toplanırlar,ama Bey ,"Beni bırakın,bana bunu yapan şu kancık köpeği gebertin!" der ve ölür.Beyin adamları da,sert bir çarpışma sonunda, Koç'as'ı ve yanındaki iki kişiyi öldürürler.
Beyin ölüsü,köyüne götürülür ve büyük bir törenle bakırdan yapılma bir yığma mezara (гъоплъэ бэн) defnedilir,Koç'as ise sıradan bir toprak mezara gömülür.Bir süre sonra, Pşıkhafe'nin, güzelliği dillere destan karısı (Гуащэ) bir rüya görür;rüyada Koç'as prensese görünür,Koç'as:"Guaşe"der,"Ben yiğitlikte Devay Pşıkhafe'den daha aşağı biri miydim?Ona bakır mezar yaptırdınız,beni ise toprak bir mezara gömdünüz" der.
Bunun üzerine prenses,Koç'as için de bir bakır mezar yaptırır ve adına ölü yemeği (хьадэ1ус) dağıtır.Adıge dram yazarı İbrahim Tsey'in (1890-1936),konuyu işleyen dört perdelik dramı "Koç'as" (1929) da ünlü bir yapıttır (Koç'as dramı ve öyküsünün bir değerlendirmesi için bk.Kazbek Şeş'e [Шэш1э Казбек],Uyuşmazlık ve Çözümü [Adıge Dramaturjisinin Sorunları],Kafkasya Kül.Der.,sayı 45-46).
|