Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Cum May 18, 2012 10:14 am


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: ADİGELERİN KÖKENİ VE BAŞLANGIÇLARI
İletiTarih: Cum Nis 30, 2010 6:45 pm 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 20055
Konum: MUDAREY-Гъубжь
Adıgelerin Kökenleri ve Başlangıçlarına İlişkin Bilgiler



Dünya üzerinde yaşam bulan bütün halkların kökeni hakkında genel kabul gören bilgiler mevcuttur.

Dünya üzerinde yaşam bulan bütün halkların kökeni hakkında genel kabul gören bilgiler mevcuttur. Bu halklardan bazıları, kökenlerine ilişkin bilgiler ile tarihsel başlangıçlarının benzerliği hakkında kimi zaman birbirleriyle tartışma içerisinde olmaktadırlar. Bilinen tarihsel kökenlerine Ulusal tarihlerini, dillerini, kültürlerini bağlamakta ve köklerinin çok eskilere dayandığını bununla özdeştirmektedirler. Yahudileri ve Gürcüleri buna örnek olarak gösterebiliriz.

Tarihsel kökenlerini, dinsel öğelerin başlangıcına ve bilinen ilk Peygamberlere ilişkilendirmekte, yakınlaştırmakta ve diğer halkların tarihi geçmişlerine göre kendi uygarlıklarının daha zengin bir geçmişe sahip olduğunu bağlamaktadırlar. Gerçeği konuşmak gerekiyorsa, yukarıda bahsettiğimiz her iki halkın kökeni de bizleri tarihin çok eski dönemlerine götürmekte ve bu dönemde kazanılmış kültürel zenginliklerini de bugün de beraberinde göstermektedir. Fakat Yahudiler de, Gürcüler de ve diğer halklar da gökten kendi başlarına özel olarak indirilmemiş ve yaşam bulmamışlardır.

İnsanoğlu tüm kazanımlarını, diğer halklarla temas ederek ve etkilenerek elde edebileceğini bilmelidir. Yahudiler bu anlamda Hitit uygarlığı ile yakın planda bulunmaktaydılar. Yahudiler ile Hititlerin bu temasları bizleri M.Ö. dönemlere götürmektedir. Bu tarihlerde her iki halkın da belirgin bir dinleri yoktu, ancak, diğer halklardan belirgin bir şekilde farklı anane ve kültüre sahiptiler.

Tanrı tarafından Yahudilere indirilen kutsal kitap Tevrat’ta (Talmut’ta)/ eski inanç sisteminde/İncil’de/Kuran’da/ yer aldığına göre yeryüzünde yaratılan ilk insan Adem’dir. Tanrı, Adem’i uyutarak onun kaburga kemiğinden Havva’yı yaratmıştır. Adem onu gördüğünde beğenerek, kendi bedeninden yaşam bulmasından ötürü memnun olmuş ve onu eş olarak almıştır. Onların çocuğunun ismi Sif (Сиф), Sif’in oğlu Kaynan, onun oğlu Maleleyil, onun oğlu Yiared, onun oğlu Yenoh, onun oğlu Mafusal, onun oğlu Lameh, Lameh’in oğlu Nuh.

Tevrat’ta belirtildiğine göre Nuh’un yedi çocuğu bulunmaktaydı. Kumer, Yiavuan, Maziy, Mağu, Jubal, Maşih, Kiraş. Fakat İncil’de yer aldığına ve belirtildiğine göre Nuh’un üç çocuğu vardı Sim, Ham, Yiafet. Tanrı tarafından insanları cezalandırmak amacıyla gönderilen büyük felaket Tufan, insanları ve diğer canlıları yok etmişti. Nuh’un çocukları, karısı, çocuklarının eşleri, evcil ve vahşi hayvanlar, sürüngenler ve kuşlar, her biri dişi ve erkek olmak üzere Nuh’un teknesinde olmaları sayesinde büyük tufandan kurtuldular. Nuh’un çocukları evlendiler, çoluk çocuğa karıştılar. Yeryüzünde yaşayan insanların tamamının soylarını, yukarıda bahsedilenlerin teşkil ettiği söylenmektedir.

Büyük tufanın yaşandığı esnada Nuh 700 yaşındaydı, ardından 350 yıl daha ömür sürdü. Bugün yeryüzünde yaşayan tüm halklar kendi kökenlerini bir şekilde Nuh’a bağlamaktalar. Eğer gerçekten Nuh’un üç oğlu var idiyse, bunlardan hangisi kime daha yakındı ve ilişkiliydi. Bakalım o zaman, Nuh’un torununun torunlarından hangilerinin Hett’lerle akrabalığı vardı. Sim’in oğulları: Yelam, Asur, Arfaksad, Lud, Aram.

Aram’ın çocukları: Vuts, Hul, Gefer, Maş; Arfaksad’ın çocukları: Sal, onun oğlu Falek, onun oğlu Yivoktan, Yivoktan’ın çocukları: Almoral, şalef, Hatsarmavef, Yiyerah, Garoram, Vuzal, Dikle, Voval, Avimanil, şiv, Vofir, Havil, Yivovav. ışte bu saydıklarımız Sim’in soyundan gelenlerdir. Hett’ler henüz konu dahilinde değildir. Yiafet’in çocukları: Ğumer, Magog, Maday, Yiavan, Fuval, Meşeh, Firas.

Ğumer’ın çocukları: Askenaz, Rifat, Fogarma; Yiavan’ın çocukları: Elisa, Farsıs, Kitim, Dodanim. Bunlar Yiafet soyundan gelenler olup, Hett’lere bağlantılı oldukları söylenemez. Hame’nın çocukları: Huş, Misrali, Fut, Hanaan. Huş’un çocukları: Ceva, Havila, Savta, Rama, Savteha, Nimradi, Huşeko Raama’nın iki oğlu oldu, bunlar: şevar ile Dadan’dır. Misrale’nin çocukları: Mudimi, Anamami, Legavili, Niftuhimi, Patrusimi, Kasluhimi; bu son çocuğun soyundan Filimstimlyanhe ve Kaftorim gelmişlerdir.

Hanaan’ın çocukları: Sidon, onun öncesinde Het, Yiyvusey, Amorrey, Gergesey, Evey, Arkey, Siney, Avradey, Tsemarey, Himafey. Bunlar Ham’ın soyundan gelenlerdir. Ham’ın oğlu Hanaan’ı bunların arasında sayabiliriz. Hanaan hakkında Hanaaney diyerek bahsedenler de bulunmakta. Hanaan’lerin üzerinde yaşadıkları topraklar, onların ülkeleridir aynı zamanda. Ham’ın büyük oğlu Sidon’un oğlunun ismi “Het” idi. Hett halkı onu soyundan gelmektedir. Hett halkı Hanaaney bölge toprakları üzerinde yaşam sürmektedir. Hanaaney ülkesinin yerleşim merkezi Harran olarak bilinmekteydi. Hett’ler burada yaşam sürmekteydiler.

İbrahim Peygamber Tanrı’nın sevgisine mazhar oldu, kendisine bereketli topraklar bahşedileceğini, layık görüldüğü zenginliklere kavuşacağını, kendi soyundan gelenlerin huzur içinde çoğalacağını, bunu elde etmek için Tanrı’nın emri gereği göç etmesi gerektiğini biliyordu. İbrahim karısı, köleleri ve hayvanları olmak üzere Tanrı’nın emri gereği göç etmekteyken Hanaaney Ülkesi toprakları içerisinde yer alan Kiriaf-Arbe/Hebron/ ‘a varmışken karısı Sarre yüz yirmi yedi yaşındayken vefat etti. Bunun üzerine İbrahim Hett insanlarının yanına giderek karısı Sarre’yi toprağa vereceği bir arazinin kendisine verilmesi için onlara: “Ben, topraklarından ayrı düşerek içinize girmiş bir muhacirim, eşimin cenazesini toprağa verebileceğim bir toprak parçasını bana vermeniz için sizden rica ediyorum”.

Hett insanları İbrahim’e cevap vererek “Ey kutsal adam, sen ki Tanrı tarafından bize gönderildin, eşinin cenazesini senin uygun gördüğün en güzel yerde toprağa verebilirsin, bu konuda içimizden hiç kimse sana itiraz etmeyecektir, İbrahim ayağa kalkar ve Hett insanlarını Tanrı adına kutsayarak, şöyle dedi: Cenazemi toprağınıza verebilmem konusunda razıysanız, beni dinleyin, arazisi içerisinde bulunan ve Mahpela olarak bilinen yeri bana vermesi için Efron’a gidip ricacı olun. Mezar yeri için bana vereceği toprağın bedelini ona mutlaka vereceğim, arzu ettiğim şey ise bana o yeri satmasıdır.

Hett insanı Yefron tüm Hett’liler adına ona dönerek, şöyle dedi “burada, halkımın huzurunda diyorum ki –istediğin mezar yerini ve üzerinde bulunduğu araziyle birlikte sana veriyorum, senindir. İbrahim, o topraklar üzerinde yaşayan Hett insanlarına şükranlarını sunarak, Efron’a şöyle dedi: “Eğer beni dinliyorsan, toprağın karşılığında sana gümüş para vermek istiyorum, rica ediyorum al, böylece cenazemi toprağa verebileyim”. Efron, İbrahim’e cevap vererek: “Saygıdeğer kişi, beni dinle lütfen, bahsettiğin o toprağın bedeli dört yüz gümüş sikke, benim için de senin için de bu bedel önem arz etmez, cenazeni gönül rahatlığında toprağa verebilirsin” İbrahim, tüm Hett insanlarının huzurunda dört yüz gümüş sikkeyi bedel olarak Yefron’a verdi.

İbrahim Yahudi/SAMmıt/ halkına mensuptu; ilk sünnet olan kişiydi/bu dönemde 99 yaşında da olsa Tanrı’nın vasiyetine uydu/, Efron, Hett halkına mensup ve HAMmıt idi. Onların tanışmaları ve birbirleriyle olan konuşma şekilleri de aydınlatıyor bizi. Hett halkının başı zorda olan kişilere olan davranışı, yardımseverliği ve İbrahim’e olan insani davranışları, erdemlilikleri dikkat çekmekte. İşte o tarihsel dönemde Hett insanlarının örf, anane ve kültürü bugünün Adıgelerine çok benzemekte/ Adıgelerin Hett insanlarına olan yakınlığını göstermekte/ muhtaç durumda olana yardım etmek, konuk olanı sahiplenmek, ihtiyaçlarını karşılamak, saygı göstermek gibi üstün meziyetler, yüksek Adıge kültürüne işaret eden başlangıç, konusunu işlediğimiz o eski tarihsel dönemlere uzanmakta.

Adıgelerin bugün konuştukları dillerinde Hett halkına mensup olduklarına tanıklık eden kelimelerin varlığı dikkat çekmekle beraber tarihin eski dönemlerinde yaşam sürdükleri yerlerin bugün bulundukları coğrafyaya komşu olmaması, hatta uzak olmasını da göz ardı edemeyiz.

Yukarıda bahsedilen konular hakkında yazılı birçok dokümanter bilgi ve belge bulunmakta, ancak biz bu makaleye sığdıracağımız şekilde kısa tutmakla beraber yine de okuyucuyu aydınlatmaya çalışacağız.

Yazar B.Prus tarafından kaleme alınan “Firavun” isimli tarihsel romanın içeriğinde anlatıldığına göre, yeryüzünde medeniyetin başlangıcı Afrika’nın kuzey doğusunda Mısır’da yaşanarak başlamıştır. 3 ve 5 bin yıl öncesine dönecek olursak bugünkü Avrupa’nın ortasında yaşayan halkların hayvan postlarıyla giyinerek mağaralarda yaşadıkları dönemde, zamanın Mısır uygarlığına mensup insanların toplumsal yaşama uyum sağlayarak ileri uygarlık düzeyine eriştikleri, gelişmiş tarım yaptıkları, zanaatla uğraşan bilgi beceri sahibi insanların çokluğuna işaret edilmektedir. O dönemde yüksek düzeyde medeniyet seviyesine ulaşan Mısır’a Hett halkı mensupları da gelmekteydi ve sosyal yapıları, davranışları ile belirgin bir şekilde kendilerini ifade ediyorlardı. Firavunun sarayına çok sayıda insan konuk edilmekte ve ağırlanmaktaydı.

Onlar arasında Hett halkına mensup Harran’lı Phut adında biri de bulunmaktaydı. Makamında bağdaş kurmuş olarak şilte üzerinde oturmaktaydı, önünde yiyecek tabağı ve temiz su bulunmakta, kendisi de yarı uyur vaziyette yer gibi görünmekteydi. Yaklaşık kırk yaşlarında gür saçları vardı, sakalları simsiyahtı, gözleriyle bir şeyleri düşünürcesine bakışları altında, huzurlu ve korkusuz, kimseden çekinmeyen bir yüz ifadesi vardı.

Konakladığı hanın sahibi Fenike’liydi. Hett topraklarından gelen bu yabancıya gıptayla bakmakta ve düşünmekteydi: “Korku salan ürkütücü bir havası var! Ismarladığı yiyeceklerin ücretini fazlasıyla ödemiş olmasına rağmen, önüne koyulan et yemeğini yemiyor, hatta şarap dahi içmiyor… Öyle sanıyorum ki, bu adam büyük bir peygamber ya da büyük bir savaşçı”. Oturdukları salonun önünde çok ilginç gösteriler tertip edilmesine rağmen Phut başını çevirme zahmetine katlanmadı bile, yılan oynatıcısının para koparma bahanesiyle kendisine doğru yaptığı hamleyi iki bakır para atarak savuşturdu.

Konakladığı hanın yöneticisi yaklaştı konuşma arzusuyla ve şöyle başladı:”Haşmetli efendim, size tatsız bir haber getirdim”. Misafir, tepki vermeksizin ve oralı olmayarak, kendisine: ”Tanrılar canları isterse insanlar için yağmur yağdırmaktalar”. Ev sahibi konuşmasına devam ederek: “Biz cambazların gösterilerini izlemekteyken, hırsızlar sizin odanıza girerek eşyalarınızı çaldılar. Üç çuval ve bir sanduka, sanıyorum değeri oldukça yüksek…”

-Kaybolan eşyalarımın bulunabilmesi için senin Kadıya gitmen gerekmekte.

-Kadıya neden söyleyelim? diye mırıldandı işletmenin sahibi.

-Bizim burada çalınan malların toplandığı bir yer var… Hırsızların en kıdemlisine elçi gönderilir, çalınan eşyaların geriye alınabilmesi için ona ayrıca para vermen halinde, eşyalarına kavuşabilirsin, bu konuda sana yardımcı olabilirim…

-Benim ülkemde, diye söze başladı Hett’li misafir. Kimse, çalınan eşyaların geriye alınabilmesi için hırsızlarla muhatap olmaz, ben de bu adeti bozmayacağım, ben şu anda senin konuğunum, malımı, ve eşyalarımı sana güvendiğim için teslim ettim, sen bunları korumakla görevliydin.

-Uzaklardan gelen insan, diyerek söze başladı işletme sahibi, sonra sesini kısarak konuşmalarını sürdürdü. -Sizin Hett’lilerle bizim Fenikeliler kardeş sayılırlar, doğrusunu söylemek gerekirse Mısır’ın Kadılarını dost edinmemeye çalış derim, niye dersen, Mısır’da görev yapan Kadının görev evinde tek bir kapı bulunmakta, bu kapı giriş kapısıdır, ama burasının çıkış kapısı da yoktur, bunu da bilesin.

-Suçu olmayanı Tanrılar duvarın içinden geçirir, diye ekledi misafir.

-Suçu olmayan mı? Var mı bu Ülkede, bunca köle içerisinde öyle birisi. Diyerek söylendi, ev sahibi. İstersen bak, kaz etini midesine indiren şu güvenlik subayına, onun yerinde olsam, ben de isteyerek yerdim. Sen biliyor musun bunu ona niye verdiğimi? Çünkü senin hakkında beni sorgulamak için burada. Sözünü tamamladığında, misafirini göz ucuyla şöyle bir süzdü Fenike’li adam. Onun sanki bir şey olmamışçasına umarsızlığına bakakaldı.

-Güvenlik subayı bana soruyor, diyerek sözünü tamamladı işletme sahibi.

-Kim bu siyahlarla bezeli giyinen adam? Ben cevap veriyorum: İlginç bir adam, efendi bir adam, adı da Phut.

-Nereden geldi bu adam?

-Hett Ülkesinden gelmekte, Harran kasabasından, orada üç katlı muhteşem bir malikanesi ve bolca toprağı bulunmakta.

-Buraya niçin geldi peki? -Geldi işte, diyorum. Babasının eski bir alacağını tahsil edebilmek için … -O Harranlı adam, Asur’lu bir ajan olabilir, diye senden bahsedildiğinde, ölüyorum sandım bir an. Cümlesini tamamladı işletme sahibi.

-Ama bana öyle geliyor ki senin hiç umurunda değil? Asurlu ajan olarak itham edilmek.

…Harran’dan gelen Phute’nın huzuruna birbirinden güzel kızlar gelmiş boy göstermek üzereyken, elini deri kesesine atarak altın bir yüzük çıkararak onları ödüllendirdi.

-Yiştar. Tanrı’nın günü. Alın bunu Tanrı’nın büyük evi için…

Hett Ülkesinden, Harran’dan gelen Phute hakkında B.Prus tarafından kaleme alınan tarihsel roman “Firavun” içeriğinden yukarıda yer alan alıntıda da göstermektedir ki, Phute’nın yansıttığı örf, anane ve sosyal davranışlar bizlere tanıdık gelmekte…Yemek yeme disiplini, şarap veya benzeri içkilere uzak durması, yaşama sevinciyle dolu olması, giyim ve kuşamında farklı ve özgün duruşu, bedenini saran özellikle siyah deri giysilerine, temizliğine, yılan oynatıcısını kendisine yaklaştırmaması, aniden gelişen sürpriz olaylara sakin ve soğukkanlı yaklaşımı, misafire gösterdiği saygı ve hürmeti, yiğitliği dikkat çekmekte…

Bütün bu saydıklarımız “Adıgelik” diye bilinen kültürün temel öğeleridir. Adıgeler Hett’lere, daha önce de Nuh’a, Ham’a, Hanan’a dayanmaktaydı. Söylemek gerekirse Adıgelerin kökleri bugünün Yahudilerinden, Gürcülerinden ve diğer halklarından da daha eskilere dayanıyordu. Bu konuda eğer bir şeyler öğrenmek ve araştırmak istiyorsanız; derim ki: özellikle gençken başlamanızı, sağlıklı olmanızı, yaşama sevinciyle dopdolu olmanızı ve çokça dil bilmenizin gerekli olduğunu bilmeniz ve unutmamanız gerekmektedir…


Гишев Нух Туркубиевич
Ghış Nuh, Dilbilimleri Uzmanı
Çeviri: Lıperıt


Cherkessia.net

_________________
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: ADİGELERİN KÖKENİ VE BAŞLANGIÇLARI
İletiTarih: Pts May 03, 2010 1:10 am 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye
kabardeyoguz

Kayıt: Cmt Mar 27, 2010 10:26 am
İleti: 649
mitolojik film konusu gibi bu anlatılanlar ama muhakkak 1 e 1 olamasada gerçekliği mevcuttur ..biz bu bilgilere ancak kutsal kitaplardan sağlıklı bir şekilde ulaşabiliyoruz ki bozulmayan ve bozulmayacak tek kitap olan Kur'an-ı kerim bize temel kaynaktır diğerleri deforme oldukları için kaynak özelliklerini kaybetmişlerdir...

HZ. İBRAHİM KISSASI

Hz. İbrahim'in Ahlakı, Allah Katındaki Seçkinliği

Onlara İbrahim'in haberini de aktar-oku: (Şuara Suresi, 69)
İbrahim, ne yahudi idi, ne de Hıristiyandı: ancak, O hanif (muvahhid) bir Müslümandı, müşriklerden de değildi. (Al-i İmran Suresi, 67)
Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi. O'nun nimetlerine şükrediciydi. (Allah) onu seçti ve doğru yola iletti. (Nahl Suresi, 120-121)
Doğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır. Hani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti. (Saffat Suresi, 83-84)
Kitap'ta İbrahim'i de zikret. Gerçekten o, doğruyu-söyleyen bir Peygamberdi. (Meryem Suresi, 41)
İbrahim'in babası için bağışlanma dilemesi, yalnızca ona verdiği bir söz dolayısıyla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah'a düşman olduğu açıklanınca ondan uzaklaştı. Doğrusu İbrahim, çok duygulu, yumuşak huyluydu. (Tevbe Suresi, 114)
Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi. (Hud Suresi, 75)
Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık. İbrahim'e selam olsun. Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz. Şüphesiz o, Bizim mümin olan kullarımızdandır. (Saffat Suresi, 108-111)
İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir. (Nisa Suresi, 125)
Kendi nefsini aşağılık kılandan başka, İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, Biz onu dünyada seçtik, gerçekten ahirette de o salihlerdendir. (Bakara Suresi, 130)
Andolsun, bundan önce İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve Biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik. (Enbiya Suresi, 51)
Hz. İbrahim'in Allah'a Kesin Bilgi İle İman Etmesi
Böylece İbrahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim rabbimdir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demişti. Ardından Ay'ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu benim rabbim" demiş, fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demişti, "Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum." Sonra Güneş'i (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu benim rabbim, bu en büyük" demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım." (Enam Suresi, 75-78)
Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (Bakara Suresi, 260)
Hz. İbrahim'in, Babasını ve Kavmini Tevhide Davet Etmesi
Hani İbrahim, babası Azer'e (şöyle) demişti: "Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Doğrusu, ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum." (Enam Suresi, 74)
Hani babasına demişti: "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi birşeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun? Babacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım. Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır. Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum, o zaman şeytanın velisi olursun." (Babası) Demişti ki: "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım; uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git." (İbrahim:) "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır" dedi. "Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım." (Meryem Suresi, 42-48)
Kavmini Uyarıp Korkutması
Hani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti. Demişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz." Dedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı? "Ya da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu? "Hayır" dediler. "Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk. (İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü? Hem siz, hem de eski atalarınız? İşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur; Bana yediren ve içiren O'dur; Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur; Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur, Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;" (Şuara Suresi, 70-82)
Hani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizler neye tapıyorsunuz? Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah'tan başka ilahlar istiyorsunuz? Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?" (Saffat Suresi, 85-87)
"Siz yalnızca Allah'tan başka birtakım putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah'tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah'ın katında arayın, O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz O'na döndürüleceksiniz." (Ankebut Suresi, 17)
Hani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizin, karşılarında bel büküp eğilmekte olduğunuz bu temsili heykeller nedir? "Biz atalarımızı bunlara tapıyor bulduk" dediler. Dedi ki: "Andolsun, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz." 'Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa (bizimle) oyun oynayanlardan mısın?" "Hayır" dedi. "Sizin Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir, onları kendisi yaratmıştır ve ben de buna şehadet edenlerdenim. Andolsun Allah'a, sizler arkanızı dönüp gittikten sonra, ben sizin putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım." (Enbiya Suresi, 52-57)
Hz. İbrahim'in Duası
"Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat; sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver. Beni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl, babamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır. Ve beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme, Malın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde." (Şuara Suresi, 83-88)
Kendilerine onların gerçekten çılgın ateşin arkadaşları oldukları açıklandıktan sonra -yakınları dahi olsa- müşrikler için bağışlanma dilemeleri Peygambere ve iman edenlere yaraşmaz. İbrahim'in babası için bağışlanma dilemesi, yalnızca ona verdiği bir söz dolayısıyla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah'a düşman olduğu açıklanınca ondan uzaklaştı. Doğrusu İbrahim, çok duygulu, yumuşak huyluydu. (Tevbe Suresi, 113-114)
Hz. İbrahim'in Putları Kırması
Sonra yıldızlara bir göz attı. "Ben, doğrusu hastayım" dedi. Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar. Bunun üzerine onların ilahlarına sokulup: "Yemek yemiyor musunuz?" dedi. "Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?" Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi. (Saffat Suresi, 88-93)
Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye. "Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir" dediler. "Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik" dediler. Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar." Dediler ki: "Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?" "Hayır" dedi. "Bu yapmıştır, bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin. Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler. Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: "Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin." Dedi ki: "O halde, Allah'ı bırakıp da sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz? Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza. Siz yine de akıllanmayacak mısınız?" (Enbiya Suresi, 58-67)
Dedi ki: "Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır." (Saffat Suresi, 95-96)
Hz. İbrahim ve Nemrut
Allah, kendisine mülk verdi diye Rabbi konusunda İbrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti. (O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah güneşi doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkârcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara Suresi, 258)
Hz.İbrahim'in Yakılmak İstenmesi
Dediler ki: "Eğer (birşey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun." (Enbiya Suresi, 68)
Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın." (Saffat Suresi, 97)
Biz de dedik ki: "Ey ateş, İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol." Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık. (Enbiya Suresi, 69-70)
Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa biz, onları alçaltılmışlar kıldık. (Saffat Suresi, 98)
Hz. İbrahim ve Hz. İsmail
Onu ve Lut'u kurtarıp içinde, alemler (insanlık) için bereketler kıldığımız yere (ülkeye) çıkardık. (Enbiya Suresi, 71)
Böylelikle, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrılınca ona İshak'ı ve (oğlu) Yakup'u armağan ettik ve her birini Peygamber kıldık. (Meryem Suresi, 49)
(İbrahim) Dedi ki: "Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir." "Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et." Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik. Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın." Sonunda ikisi de (Allah'ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail'i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı. Biz ona: "Ey İbrahim" diye seslendik. "Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz." Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı. Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik. Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık. İbrahim'e selam olsun. Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz. Şüphesiz o, Bizim mümin olan kullarımızdandır. (Saffat Suresi, 99-111)
Rabbi ona: "Teslim ol" dediğinde (O:) "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti. (Bakara Suresi, 131)
Hz. İbrahim ve İsmail'in Mekke'ye Gelişi
Hani İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti de (Allah: "Sadece inananları değil) inkâr edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o" demişti. (Bakara Suresi, 126)
Hani İbrahim şöyle demişti: "Bu şehri güvenli kıl, beni ve çocuklarımı putlara kulluk etmekten uzak tut. Rabbim, gerçekten onlar insanlardan birçoğunu şaşırtıp-saptırdı. Bundan böyle kim bana uyarsa, artık o bendendir, kim bana isyan ederse elbette Sen, bağışlayansın, esirgeyensin. Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalblerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler. Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Hamd, Allah'a aittir ki, O, bana ihtiyarlığa rağmen İsmail'i ve İshak'ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim, gerçekten duayı işitendir. Rabbim, beni namazı(nda) sürekli kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur. Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün, beni, anne-babamı ve müminleri bağışla" (İbrahim Suresi, 35-41)
http://www.mollacami.com/konu/peygamber ... 10596.html

_________________
Resim
Resim cc buyuruyor:
"Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Resim, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.” (Fetih, 18)
Rasûlullah (sav) buyuruyor:
"Cihad amellerin zirvesidir; kubbesidir" (Tirmizî, Fezâilu'l-cihâd 22)


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 6 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  
cron

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.245s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.