Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Cum May 18, 2012 9:31 am


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: OSHAMEN ÇOCUKLARI: ÇERKESLER
İletiTarih: Pzr Ekm 02, 2011 1:22 pm 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 20055
Konum: MUDAREY-Гъубжь
Oshamen Çocukları: Çerkesler -1-

Yeryüzündeki bütün halkların rıza göstereceği bir iskân planı ve hiç bir halkın gücenmeyeceği bir paylaşımı yapmak "Tha" da olsan zor ve pek yorucu olmalı!

"Tha", Çerkeslerin tüm evrenle birlikte diğer ufak tefek tanrıları da yarattığına inandıkları en büyük tanrılarıdır. Duyduklarımın ve okuduklarımın aktarıcısıyım, kendi payıma inanmamak için bir neden de görmüyorum; "Tha" dünyayı paylaştırırken Abhazyayı, Kafkasya diye okuyorum, öylesine özene bezene yaratmış ki kimselere vermeye kıyamayıp kendine ayırmış derler. Sonradan bakmış "paylaşım kuyruğuna" yetişip giremediği için ortalıkta kalmış birileri oraya buraya seyirtmekten helak olmuş duruyor; kendisi için ihtiyarlıkta şöyle ayağımı uzatıp dinlenirim diye ayırıp, kimselere kıyıp veremediği Kafkasyayı "alın" demiş, "dolanıp durmayın peşimde" burası da sizin olsun. Biz Adigelerin, siz Çerkes dersiniz, ilk iskânı böyle başlamıştır. Yani Kafkasya’da yaşamakta olanların o topraklara sahiplenmekteki inatlarının ve diasporadakilerin bir gün tekrar dönme düşlerinin altında biraz da bu yatar, oralara onları iskân edenin "Tha" olduğu inancı.

Ve der ki Nartlar Destanı’nın ilk satırları, dağıtımdan önce, dünya henüz soğumuş "bir balçık küresiyken", "üstü yeşermemişken", "ve gökyüzü ağla örülmemişken" Nartlar "beşikte yatan" bebelermiş. Adigelerin ataları gelmiş geçmiş en büyük at yetiştiricisi olan Nartlar; sakalları ağarmış ihtiyarlar olarak, öküz boynuzundan yapılmış kadehlere silme doldurdukları derecesi hayli yüksek "sane"leri (şarap) çektikten sonra, sözlerinin bir bölümünü aktardığım bu şarkıyı söylerler tanrıların da "Tha" hariç ufak tefek olanları onlara eşlik edermiş. İnanmamak için bir neden görmüyorum.

Nartların en yiğit ve en "eke" olanının Nart Sosruko olduğunu bilir miydiniz? O kadar açık ve net; o kadar itiraz kaldırmaz bir inandırıcılıkta anlatırdı ki babaannem Nart Sosruko’yı, onun "yınıj" (Dev) larla kavgasını ve Setenay’ a olan aşkını, sanırdınız binlerce yıl öncesinden süzülüp ağızdan ağıza gelen bir destan/masal kahramanı değil de kendisinin bizzat tanıdığı bir "kaşen" (flört) tadında bir ahpabı... Yıllar sonra basılmış Arapçadan çeviri kitap olarak elime aldığım Sosruko’nun hikâyesinin kelimesi kelimesine olmasa bile babaannemin anlatımıyla çokça çakıştığını söyleyebilirim.

Tanrılardan ateşi Prometheus’un çaldığını söyler eski Yunan Tragedyaları. Prometheus bizim Sosruko’yla kuzen olurlar. Ateşi çalmaya yeltenen Promet’in nakıs teşebbüsten yakalanıp tanrılarca zincirlendiğini esas çalanın ve insanlığa armağan edenin Sosruko olduğunu Yunanlılar nereden bilebilir ki? Şimdi düşünüyorum da babaannem Prometheus’a "Promet" derken onu sanki biraz küçümser gibi miydi ne?

"Yerin ve göğün yaratıldığı çağda yetişkin bir erkek, dağların ve ırmakların oluştuğu çağda yaşlı bir adamdır Sosruko ve yaşadığı çağda Elburuz Dağı henüz karınca kadar kabarmamışken, el kadar Nart bebeleri İdil ırmağını bir adımda zıplar geçermiş..."

Sosruko’nun en büyük tanrı "Tha"yla derecesi hayli yüksek "sane"den fıçılar dolusu içtiklerini, "Tha"nın az da olsa sarhoşlamasına rağmen bizimkinin "bana mısın" demediği iddiasını bir yana bırakırsak babaannemin anlattıklarının geri kalan bölümlerinin gerçekliğine inanmamak için hiç bir neden göremiyorum... Ateşi de ancak böyle biri çalabilir. Ne dersiniz, sizce de öyle değil mi?

Bu bir destandır. Masal hükmündededir. Haklısınız yazılmasa da olurdu ama bir halkı tanımanın yollarından biri de onun masallarından, efsanelerinden, destanlarından geçmez mi?

Yani şöyle:
"Bütün halklar gibiyiz
Biraz kuşdili
Biraz kahvefalı
Ve biraz da düş..."

Hazar ile Karadeniz arasında, şimdi nerde okuduğumu anımsıyamadığım "Kafkas eyeri" benzetmesi de bu coğrafyaya aittir. Pek yaraşır. Ve biliyorum siz buna da "masal" diyip gülüp geçeceksiniz ancak, uzun zamandır bu köşeden seslenen artık sizlerle "kadim" denilebilecek bir ilişki içerisinde olduğuna inanan ben dostunuzun söylediklerinin doğruluğuna biraz inancınız varsa bu eyeri taşıyan atın gümüş kanatlı olduğuna ve efsanevi "altın post"u da sırtında taşıdığına inanmalısınız. Yıldız sağanağı altında dikelmiş başı "oshamafe"de, ki atlaslar da Elbruz Dağı diye geçer, sağrısı Karadeniz’de binlerce yıldır balkıyıp duran yemyeşil bir at...

Kafkas eyerinin üstündeki "altın post" ta başkalarının Çerkes dediği, onlarınsa kendilerine Adige dedikleri birbirlerine kuzen olan halklar yaşar: Abzah, Bjeduğ, Hatıkuay,Çemguy, Şapsığ, Kabartay, Hakuçu, Besleney... Sonra daha uzak kuzen çocukları: Oset, Abhaz...

Anlatılacak olan bu halkların Osmanlı’ya uzanan hikâyesidir. Telaşa gerek yok, kısa hikâyesidir. Bu (1) olsun ve buna "Giriş" diyelim...

Devamı var.

Mehmet Bozkurt
sol.org.tr

_________________
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: OSHAMEN ÇOCUKLARI: ÇERKESLER
İletiTarih: Pzr Ekm 09, 2011 8:25 am 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 20055
Konum: MUDAREY-Гъубжь
Oshamafe’nin çocukları: Çerkesler -2 -


Bir önceki yazımın başlığındaki “Oshamafe” sözcüğü artık nasıl olmuşsa kayda “Oshamen” olarak girmiş. Düzeltiyorum, özür diliyorum.

Oshamafe, Elbruz Dağı’nın Adigece adıdır. Dileyen “Tanrıların Tahtı” diye bir anlam yükleyip çevirebileceği gibi; “Mutluluk Dağı” ya da “Ruhların Kralı” olarak da çevrilebilir Türkçe'ye.

19’uncu yüzyılın sonlarına kadar Kuzey Kafkasya halklarının ekonomisinin neye dayandığı sorusu sorulduğunda sıralamanın önem ve ağırlığına göre bir, talan; iki, hayvancılık; üç, tarım olarak yapılmasının çok da eksikli bulunmayacağını düşünenlerdenim. At sırtında soyulmaktan korkmadan gezinen cesur tacirlerin ve limanlarda bekleşen daha az cesurların iştahla arzuladıkları en değerli yükün “yesir”ler olduğu bilgisi tatsız-tuzsuz olsa da maalesef gerçektir ve talan kalemlerinden biri olarak değerlendirilmesinin de sakıncası yoktur.

At başka. Şimdi bile üç kuşak sonra gurbet ellerdeyken nerede başı ince yapılı, yüzü köşeli, gözleri büyük, beli ve ayak bilekleri ince, sağrısı kallavi bir at görsem ister inanın ister inanmayın; elimde değil çalasım geliyor!

At, talan malına dahil değildir. Yapılan eylem başkasına ait olana el koymak gibi görülüyorsa da öyle değidir. Hırsızlık amacıyla yapılmaz. Atın kendisine yakışanla buluşmasının serüvenidir sizin “çalma” dediğiniz. Çünkü at kendini çaldırmaz. Değer vereni derhal anlar, biraz gayret, bir bakmışsınız güle oynaya ardınıza takılıvermiş ayakları keçeli!

Yalan mundar, çalasım geliyor!

Köle ticaretinin şimdi durduğumuz yerden bakıldığında övünç duyulacak faaliyetler arasında yer almadığı pek açık. Ancak köle ticaretinin uzunca bir dönem dünya devletleri ile henüz devletleşememiş halkların ekonomilerinde yer alan önemlice kalemlerden biri olduğu unutulmamalı.

Yani sadece Kafkas halklarına mahsus değil. Temsil, Osmanlı 1. Murat’tan başlayarak köle ticaretini düzene sokmak için, hani şu bildiğiniz, günümüzde “zabıta müdürlüğü” benzer bir daire dahi ihdas etmiş. Başına da mesaili maaşlı adam koyup bir de nam vermiş: Esirciler Kethüdası... Benim anladığım esir pazarları baş denetçisi gibi bir şey olmalı bu makam.

Dairenin adı, makam sahibinin namı değişse de 1847 yılına kadar bu daire resmen görev yapıyor, sonrasında devletin aradan çekildiği, köle ticaretinin özelleştirildiği anlaşılıyor 1908’e kadar. Öyle gizli saklı değil, pazar alanı olmacasına ve vergi alınmacasına devam ediyor. Köle ihraç noktalarının başında Kuzey Afrika ve Kafkasya geliyor. En değerli köleler Çerkeslerden devşiriliyor.

Araya kısa bir not sıkıştırmak istiyorum: Sanki savaşsızlık bir eksiklik gibi görülüyor Kafkas coğrafyasında. Dışarıya karşı yapılan savaşlarda birlik sağlanamamasının nedenlerinden biri yaslandıkları talan ekonomisinin sonuçlarından biri olarak, kabilelerin birbirleriyle kıyasıya savaşması ise; diğeri, dini inançlardaki farklılıkların doğurduğu “endişeler” oluyor. Bir başka yazının konusu olacak, Müridizm. Ancak şu kadarını söylemenin sakıncası yok; Müridizmin İslam şeriatı felsefesi Doğu Kafakasya-Rusya savaşlarında, Doğu Kafkas halklarının Kuzey’den destek almasının önüne bir engel olarak çıkıyor. Feodal Adige beyleri Müridizmin “eşitlikçi söyleminden” korkuyor, hatta Kabartay beyleri Rusya'yla ittifak etmekten çekinmiyor. Şimdi sırası değil, geldiğinde üstünde durulacak.

Ama şu soru sorulursa kestirmeden bir yanıt verebilirim. Soru şu olsun: Birlik olunsaydı tarih başka türlü tekerrür eder miydi?

Bana kalırsa etmezdi.

Çünkü tarihin tekerliği Rusyada gelişmekte olan kapitalizmden yana dönüyordu. Yani Rusya’nın ittifakı olan kapitalizm feodalizmi yakıp yıkıp yeni bir Rusya kurma sürecine girmişti.

***

Talan, gasp, hırsızlık 19’uncu yüzyıla kadar bütün devletlerin ve halkların dayandığı ekonomik zemin oluyor.

Temsil, Osmanlı’nın yükseliş ve genişleme döneminin bütün sultanları hırsızdır tespitini temellendirmek pek güç değildir. Yavuz’un, Sultan Selim’in diyorum, İslam ülkesinden alıp getirdiği “kutsal emanetler” hırsızlık malıdır, zor alım olduğu için de gaspa girer, ancak Osmanlının torunları yüzlerce yıldır bu çalıntı mallara sahip oldukları için övünüp dururlar!

İstanbul’un tarihte yaşadığı iki büyük hırsızlık ve gasp felaketinden birinin faali Latinlerse ikincisi Fatih’in Osmanlısıdır. İstanbul’un uğradığı büyük felaket suyun bu yakasındakilerce halen “zafer” olarak kutlanır ve kutsanır.

Kanuni, Süleyman diyorum, Avrupa’ya yaptığı bütün seferlerinden büyük ganimetlerle dönmüştür, zor alım anlamına gelir. Hırsızlıktır. Dönerken zaptettiği ülkelerin halklarının başına tayin ettiği voyvodolar da kendi halkının malının mülkünü emeğini evvelden beri çalan hırsızlardır. Yani Osmanlı hırsızlıkta dış partnerlidir. Hırsızlıkları fevkalade katmerli ve süreklidir. Dış ortağı vasıtasıyla gaspı inceltmiş “vergi” adı altında sürdürüp durmuştur.

Çerkesler talancılıkta Osmanlıyla yarışamaz. Ne olabilir ki talancılığı, en fazla “cürmü” kadardır.

Bilen bilmeyen Çerkesleri “at hırsızları” deyip talana örnekleme yapar.

Ne demiştim, at “çalmak” hırsızlık sayılmaz. Yeminle söylüyorum. Nerede bir at görsem çalasım gelir!

(Devam edecek)

Mehmet Bozkurt
sol.org.tr

_________________
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: OSHAMEN ÇOCUKLARI: ÇERKESLER
İletiTarih: Pzr Ekm 16, 2011 8:16 am 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 20055
Konum: MUDAREY-Гъубжь
Oshamafe’nin çocukları: Çerkesler -3-

16.10.2011 - 07:30Yazdır Arkadaşına gönder
Büyük ataları Nartlar kadar sıkı-fıkı olmasa da güzel güzel yaşayıp gidiyorlardı sayıları bir hayli çok olan tanrılarıyla. Sonra şalvarlı, tuhaf serpuşlu, bıyıkları karga kanadı demir attılar Çerkezistanın Soğucak limanına. Kafasında Çerkes kabağı iriliğinde, kavuk denildiğini sonradan öğrenecekleri bir serpuş olan Osmanlı Ordusu Başkomutanı mağrur ve mütehakkim Canik Ali Paşa kıyıya yanaşan tekneden inen ilk adem oldu.

Ünlü tarihçi Cevdet Bey’in yazdıklarına inanacak olursak kıyıya inenlere fazlaca sokulmadan şöyle biraz uzakça bir mesafeden ama düşmanca da davranmadan seyre durmuş çoluk çocuğun da aralarında olduğu meraklı bir Çerkes kalabalığı. Gülüşüp el kol hareketleriyle selamlamışlar Osmanlı askerlerini. Bu dostane davranıştan pek hoşunt kalan Osmanlılar hemen kıyıya çadırlarını kurup yatmaya durunca…

Ama gerçek ama uydurma, bilemeyiz “Benim diyen yiğitler, yola sığmayan bahadırlar bir öküz fiyatına satıldı” diye yazar Cevdet Bey ünlü Tarih -i Cevdet’te... Anladığım ve kısacası, “çangal bıyıklı” yeniçeriler derin uykudayken Çerkesler, gece baskınıyla kafalarına çadırlarını geçirip yallah!

Demek istediğim ve tarihçimizden öğrendiğimiz kadarıyla 1778 yılında Osmanlıyla Çerkesler arasında kurulan ilk doğrudan temasın Osmanlılar açısından pek te sevimli olmadığı yönündedir.

Büyük ataları Nartlar kadar sıkı-fıkı olmasa da güzel güzel yaşayıp gidiyorlardı sayıları bir hayli çok olan tanrılarıyla!

Bu defa ardında öncekinden çok daha kalabalık ve iyi donanımlı yeniçeriler, ellerinde Kuran dillerinde dua sarıklı hocalar ve kuşaklarında usturaları sünnetçiler olduğu halde Kafkas kökenli bir deşirme paşa olan Gürcü Feruh Ali Paşa iner gemiden. Tarih-i Cevdet’te işaret edilen tarih 1782’dir.

Yok, düşündüğünüz gibi değil; yani sünnetçi takımı ellerine kuşaklarına atıp “Ya Gaffar ya Settar…” işe başlamış değiller. İlkin Kafkas geleneklerini iyi bilen Feruh Al Paşa getirmiş olduğu bol ve değerli hediyeler eşliğinde Çerkeslerin hatırı sayılır birinin evine konuk olmur, Cevdet Bey’in yazdıklarına göre. Artık “İslam’ın, ruhu terbiye etmeye yönelik önerilerinin kendi doğasına daha uygun olduğunu aniden keşfetmesi mi “ yoksa önüne serilen hediyelerin ihtişamı mı burası karanlık, Çerkes Beyi “Eşhedü en la ilahe…

Sünnetçi sonra... Ardından Feruh Ali Paşa’nın Şapsığ Beyine damat olması var. Büyük ataları Nartlar gibi çok sayıda tanrıları olan kıyı Çerkeslerinin tanrı sayılarını bir’e indirip İslam’a geçmelerinin hikâyesi elbette bu sözcüklerle değil ama öz itibariyle böyle anlatılır Tarih-i Cevdet’te. Yine de “Khabze” dediğimiz geleneklerden beslenen Çerkes/Adige yasaları çoğu kez geçerliliğini günümüze kadar korumuş ve İslam “khabze”ye uydurularak olabildiğince yumuşatılmıştır. Tam bu cümleyi yazdığımda aklıma Yahya Kanbolat Bey’în (1.TİP’ten milletvekili, Antakya, Reyhanlı’lı Abzah…) “Kuzey Kafkasya Kabilelerinde Din ve Toplumsal Düzen” adını taşıyan çalışmasından kısa bir bölüm aktarasım geldi: “ Çerkesler 1880 yılında Reyhanlı ilçesi Haran Köyüne iskân edildiklerinde düğüne çıkan kızlar İslamiyet gereği yüzlerini gayet ince bir tülle örterler ama dinlenme odasına çekildiklerinde kepçeyi küpe daldırıp şuet (şarap) içerlerdi. Animist dönemdeki folklor, İslamiyet koşullarında böyle uygulanmıştı…” İslam’ın şarap yasağını delen Abzahlar, İslamın olmazsa olmaz beş şartından biri olan zekât’ın kendilerine ağır gelen bölümünü en azından bu dünyada vermemenin yolunu bulmuşlar, hesabı ahirete bırakmak becerisini göstermişlerdir. Şöyle; Osmanlıya tarım ürünlerinden vermekle yükümlü oldukları öşür, yüzde on tarım vergisi umurlarında olmamıştır. Ürttikleri bir avuç darı, ne ki... Üç beş ölçek darıyı imamın önüne döktüklerinde sen sağ ben selamet.. Ancak esas olarak hayvancılıkla uğraşan Abzahlar, hayvan sayısı üzerinden hesaplanan kırkta bir zekâta, İslamın olmazsa olmazı olmasına rağmen hiç mi hiç güleç yüzle bakmadılar. Derhal yüzlerini ekşitip imamla pazarlığa oturduklarını yazar Yahya Kanbolat. İslamla ilişkilerinin pek de sağlam olmadığını bilen imam efendi de iyiden iyiye islamdan soğumalarının önünü almak için Abzahların dâhiyane önerilerine boyun eğmek durumunda kalır. Öneri basit olup şimdi bile bana gayet hakkaniyetli gelir. Zekât için payına düşen, temsil, on koyunu önüne katan Abahaz ısız bir yere koyunları götürcek ve gayet pes, duyulur duyulmaz bir sesle “Bu zekât kimin nasibi ise ona kısmet etsin” şeklinde üç defa seslenecektir. Dediğim gibi pes ve derinden bir sesle... Alan olmayınca sizinki koyunları önüne katıp gerisin geriye evine dönecektir. Zekât vermek istemiş ancak kime versin ki Abzahçık! alan olmamıştır maalesef!

***

Kafkasya’da Çerkeslerin bir bölümü ister İslam’ın nurani gücü, ister rüşvet deyin İslam’a yarasız/beresiz daha kansız bir geçiş yapmışlardır denilebilir. Sünnet hariç... Lakin orta bölgelerde, özellikle de Kabartay’da hiç de böyle değildir.

***

Kabartaylar’ın, Rusların 950’li yıllarında Hıristiyanlığı kabül ettikleri notu gözönünde tutulursa, onlardan yaklaşık 500 yıl önce Roma İmpartoru Justinyen döneminde Hıristiyanlığa geçtiklerini okuyoruz “Çerkes Tarihi”nin yazarı Şora Bekmurze’den

Doğuda, daha 13’üncü yüzyıldan itibaren İslamiyeti kabüllenmiş Dağıstan-Çeçen kabilelerinin, daha Batıda sömürgeci Osmanlının himayesine girmiş Müslüman Kırım Hanlarının hediye, rüşvet, kılıç zoru dâhil her türlü hile ve zorbalıklarına rağmen Kabartay coğrafyasında “lailaheillalah” deyeni bulmak imkânsız denecek kadar zor olduğunu da Bekmurze’den öğreniyoruz... Detirtemiyorlar. Demeleri sonradan olacaktır. Sonrasına da kulak asmayın, Evliya Çelebi 17’ nci yüzyıl ortalarında Başkâtibi Haşim Efendi’yle oralarda dolanıyordu, değerli gözlemlerini yazdırdı: “Kâfir ve Müslüman değillerdir. Kendilerine kâfir dense kızarlar. Behey Müslüman desen göz yumarlar. Haşr ve neşri (kıyamet ve yeniden diriliş) inkâr ederler. Çerkeslere kâfir desek aman vermeyip öldürürler. Lailaheillelah derler ama semiz domuzları kuyruğundan yerler. Oruç tutmazlar, namaz kılmazlar…”

***

Tamam, Evliya Çelebi biraz abartırdı olayları... Hatta “uydurukçu” olduğunu da söyleyebilirsiniz. İyi de, peki benim tanıklığıma ne diyeceksiniz? Aradan kuşaklar geçtikten sonra babaannemin namaz kılarken seccadesinin başına yanan bir mum dikmesine ne diyeceksiniz?

Hangisine yaranmak istiyordu, İsa ya mı, Muhammede mi? Müslümanın böylesine ne demeli?

(Devam edecek)

Mehmet Bozkurt
sol.org.tr

_________________
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.216s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.