Bitmeyen Kuzey Kafkasya savaşı
Kuzey Kafkasya'da yaşanan savaş Moskova ile Kafkasya halkları arasında yaşanan savaştan ziyade bir iç savaşa dönüşmüş durumda. Bu durum en fazla Moskova yöneticilerinin işine geliyor. Son dönemde Rus medyasında yer alan hükümet temsilcilerinin açıklamalarında, Kuzey Kafkasya’da yaşananlardan tedirgin oldukları aşikar bir şekilde gözükmekte. Nitekim Rus halkının çok az bir kısmı, Kuzey Kafkasya’nın zamanla huzura kavuşacağına inanıyor. Yapılan son anket çalışmalarına göre, Rusya vatandaşlarının sadece yüzde 13’ü durumun olumlu yönde değiştiğini düşünüyor. Halkın yüzde 22’si durumun giderek ağırlaştığını yüzde 55’i ise her şeyin eskisi gibi olduğunu düşünmekte.
Son bir ay içerisinde Kuzey Kafkasya’nın çeşitli bölgelerinden saldırı haberleri gelmeğe başladı. Buna paralel olarak askeri operasyonların sayısı da artmağa başladı. Her ne kadar ilan edilmese de operasyon bölgelerinde fiili olağanüstü hal durumu hakim.
Çeçenistan’da yaşanan son saldırıda, direnişçiler Ramzan Kadırov’un köyüne girmeğe çalıştı. Bazı kaynaklara gore Kadirov’un evi de saldırılar sonrasında zarar gördü. Onlara karşı düzenlenen askeri operasyonlara ise Kadirov bizzat komuta etti. En son Kadirov’un köyüne –Çentoroy – 2004 yılının Mayıs ayında saldırı düzenlenmişti. Direnişçilerin açıklamalarına göre, saldırı 100 kişilik bir grup tarafından gerçekleşti ve onlarca Kadirov taraftarının evi yakıldı. Saldırı haberleri sadece Çeçenistan’dan değil Dağıstan, İnguşetya, Kabardey -Balkar ve diğer bölgelerden de gelmekte. Ve tabii Kuzey Kafkasya eyaletinin başkenti Pyatigorski’den de…
Nitekim Medvedev açık bir dille Kuzey Kafkasya temsilcisi Aleksadr Hloponin’i eleştirerek başarısızlıkla suçladı. Gerçekten Hloponin’in başarılı olma şansının bulunmadığını Moskova yetkilileri de bilmekte. Bölge başkanlarından hiçbirisi onun otoritesini kabul etmemekte ve tekliflerini desteklememekte. Bunun karşılığında ise Kuzey Kafkasya devlet başkanları, merkezden bağımlılıklarını azaltmanın yollarını aramakta.
Bölge devletleri içerisinde sadece Çeçenistan kendisine ait bir orduya sahip. Bu askerler Çeçenlerden oluşmakta ve Moskova’ya değil Çeçen yönetimine bağlı. Son dönemde diğer bölge başkanları da bu yöntemin faydalı olacağını düşünmeğe başladı. Kendi “askeri gücünü” kurma teklifi Dağıstan ve Kabardey Balkar’dan geldi. Dağıstan ve Kabardey Balkar, gereken mali kaynağı da kendilerinin çözeçeklerini beyan ettiler.
Kremlin sarayından gelen ve henüz resmi olmayan haberlere göre, bu teklifler olumlu karşılanmakta; kısa bir süre sonra da gerçekleşmesine müsaade edilebilir. Bu son gelişme aynı zamanda Kuzey Kafkasya başkanlarının merkezden fayda gelmeyeceğini anlamaları ve kendi sorunlarını, kendilerinin çözme çabası olarak da görülebilir. Ancak yerel gençlerden kurulacak ve bölge yöneticilerine bağlı olacak askeri güçlerin de başarılı olması şansı bulunmamakta. Bunu Çeçenistan örneğinde de görmemiz mümkün. Yeni askeri kuvvetlerin, bölge yöneticilerinin Moskova karşısında elini kuvvetlendirmekten başka bir fayda sağlamayacağı aşikar.
Rusya ve Rusyacılar cephesinde son gelişmeler bunlar; direniş cephesinde ise sorunlar büyüyor. Ve iddialara göre bu sorunlar, silahlı çatışmaya kadar da vardı. Kısa bir süre önce bir grup direnişçi – onların içerisinde Arap savaşçılar da bulunmakta – Doku Umarov’un başkanlığını kabul etmediklerini duyurdu. Onlara göre, Doku Umarov’un istifa konusunda çelişkili açıklamaları buna neden. Bu çıkışı yapanlan arasında sahra komutanları Aslambek Vadalov ve Hüseyin Hakayev’in de bulunması, Umarov’un önemli güç kaybına uğradığı şeklinde görülebilir. Vadalov, Umarov aleyhinde çok ağır suçlamalarda bulunarak, onun bağımsız hareket etmediğini söylerken, paralel olarak İnguşetya direnişçileri de Doku Umarov’un başkanlığını kabul etmediklerini kaydetti. Londra’da sürgün hayatı yaşayan Ahmet Zakayev ise Umarov’un kendi hareketlerini denetleyemediğini ve dış güçler tarafından kullanıldığını iddia ediyor. Zakayev “Kafkas Emirliği” projesinin de başarısızlıkla sonuçlanacağını iddia etti.
Burada dikkat çeken önemli bir husus Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinde İslam dininin etkisinin giderek artırması ve selefi – buna Vehhabi düşünce de denilebilir - düşüncenin kendisine daha fazla yer kazanması. Zamanla geleneksel mezheplerin yerini selefilik almakta ve bu dönüşüm sadece Kuzey Kafkasya’da değil Azerbaycan’da da kendisini göstermekte. Bunun temel sebebi ise irfan meşrebli akımların büyük baskı karşısında kalmaları.
Hatırlanacağı üzere Rusya genelinde Said Nursi’nin kitapları yasaklanmış ve aşırı kabul edilmişti. Federal Merkez bu kararı desteklemekle aslına selefi düşüncenin hakim olmasına taraf olduğunu göstermek de istemişti. Kremlin, şu anda bölgeyi kontrolde tutmanın tek seçeneğinin ‘savaşa devam’ olduğunu düşünüyor ve bunun için de radikal düşüncelerin yaygınlaşmasını destekliyor.
Kuzey Kafkasya’da yaşanan savaş Moskova ile Kafkasya halkları arasında yaşanan savaştan ziyade bir iç savaşa dönüşmüş durumda. Bu durum en fazla Moskova yöneticilerinin işine geliyor. Onlar aşikar bir şekilde bölgenin yolsuzluk, rüşvet, işsizlik gibi sosyal sorunlarını gözardı ederek sadece savaş psikolojisinin devamını sağlamağa çalışıyor. Bununla da hem geleneksel İslam mezheplerinin önü kapatılmış oluyor hem de bölge halklarının bir araya gelme şansları giderek daha da azalıyor. Her ne kadar son dönemde genç din adamları birleşme yönünde adımlar atmağa çalışsa da Moskova ile göbek bağı bulunanlar, bu çabaları engellemekte. Onlar medya önünde birleşme çabalarını desteklediklerini ifade etse de aslında bunu çıkar savaşı olarak görmekte ve bu savaşı kaybetmeyi kesinlikle kabul etmemekte.
İbrahim Ali/ Dünya Bülteni- Bakü